5 TRENDE DİKKAT

5 TRENDE DİKKAT

“Türkiye iş dünyasını bir araya getiren Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde liderlerin dile
getirdiği gibi sayısız fırsatı barındıran bir yıl daha bizleri bekliyor” diyen
HSBC Türkiye Genel Müdürü Selim Kervancı, şirketleri geleceğe hazırlayacak
ve sürdürülebilir büyümelerini destekleyecek 5 trendi anlattı.

1

YENİ FIRSATLAR “DOĞU”DA
Çin’in başlattığı Kuşak ve Yol girişimi, küresel ekonomiye ivme kazandıracak dönüşümün tarihi bir adımı ve ülkemiz, bu güzergâhın ana hattında yer alıyor. Hızlı tren güzergâhları, hava limanları, petrol ve doğal gaz boru hatları gibi projelerin yer aldığı ‘Orta Koridor’ tamamlandığında, Çin ile Türkiye arasındaki sevkiyat süresi kısalacak ve koridor üzerindeki ülkeler arasındaki ticaret artacak. Çin, bu girişimde yer alan ülkelerle olan yıllık ticaret hacminin, 10 yıl içinde 2,5 trilyon dolara çıkmasını bekliyor. Türk şirketlerinin de son dönemde yüzlerini doğuya çevirdiğini gözlemliyoruz. HSBC Grubu’nun Dış Ticaret Tahmin Raporu’na göre; 2021-2030 arasında Türkiye’nin en hızlı büyüyen ihracat pazarları Hindistan ve Çin olacak. Bu nedenle, bu girişimin başlatacağı güçlü ticaret akışı, Türkiye’deki şirketler için yeni fırsatlar vadediyor.

2

TEKNOLOJİ İŞ BİRLİKLERİ ÖNE ÇIKIYOR
“Dünyanın En Değerli Markaları” listesinde 2006’da en değerli 5 marka arasında bir teknoloji şirketi yer alırken son yıllarda teknoloji markaları, ilk 5’i başka sektörlere bırakmıyor. En değerli markalar listesinde en yüksek paya sahip sektörün yüzde 23,5 ile teknoloji olması da şaşırtıcı değil. İnternet ve mobilin hayatımıza girmesiyle başlayan kırılma noktası nesnelerin interneti, büyük veri analitiği, yapay zekâ, artırılmış sanal gerçeklik gibi başka kırılma noktaları yarattı. Bu kırılma noktalarıyla şirketlerin iş modelleri yeniden tanımlanıyor ve dolayısıyla sunulan hizmetlerde ve müşteri deneyiminde birçok yenilik getirmesi bekleniyor. Bunun önemli bir örneğini finansal hizmetlerde yaşıyoruz. Sektör büyük bir değişimden geçiyor ve bu değişimde Fintech’lerle iş birliği büyük önem taşıyor. Finansal hizmetlerin yanı sıra teknolojik gelişim odağıyla gerçekleştirilen sektörler arası iş birliklerinin müşteri deneyiminin iyileştirilmesi için önümüzdeki dönemde artması kaçınılmaz.

3

YÖNETİM VE İŞ GÜCÜ DE DÖNÜŞÜYOR
Şirketlerin insan kaynağı anlamında teknolojik gelişmelerin hızına yetişmekte zorlandığını görüyoruz. Dijitalleşmenin süratli bir şekilde gerçekleşmesi, iş gücü piyasasında dijital yetkinliklere sahip iş gücü eksikliği oluşmasına neden oldu. Mevcut çalışanların dijital yetkinliklerine yönelik yatırım yapılması önümüzdeki dönemin önemli gündem maddeleri arasında yer alacak. Şirketlerin yeni dönem yapılanmasında öne çıkan, insan ve teknolojinin bileşiminin yarattığı rekabet avantajı olacak. Yarının iş gücünde insan ve robotların rolü, dünya genelinde çokça tartışılıyor; ancak otomasyonun pozitif etkileri büyük ölçüde göz ardı ediliyor. Robotik süreç otomasyonunun devralacağı işlerin ortak özelliği kural bazlı ve tekrara dayalı işlemler olması. Merak, yaratıcılık ve empati gibi nitelikler bizi makinelerden ayırmaya devam edecek. Böylece zaman kazanan çalışanlar işlerinde daha değer yaratıcı alanlara odaklanabilecek ve bu da hizmet kalitesini artıracak. HSBC’nin İnsan Üstünlüğü: İnsanın Gücü Raporu’na göre de en iyi teknolojilerin insan gücüyle harmanlanması önümüzdeki dönemde müşteri deneyiminde iyi ile mükemmel arasındaki farkı oluşturacak. Bu nedenle 2025’te yaklaşık 23 trilyon dolara ulaşması öngörülen dijital ekonomide gelecekte kendimize yer bulma; en az teknoloji ve buna bağlı sistemler kadar şirket kültürü yani yönetim anlayışı ve çalışanların da dönüşümünden geçiyor. Dijital dönüşümün şirketin DNA’sına işlemesi için liderlerin daha iyi bir müşteri ve çalışan deneyimi hedefiyle dijitalleşmeyi sürekli şirketin gündeminde tutması, ‘dene ve öğren’ yaklaşımını teşvik etmesi, şirket içi pozisyondan bağımsız olarak farklı ekiplerin bir araya geldiği ortak akıl yürütme platformlarını desteklemesi ve kendi çalışma yöntemlerini de dijitalleştirerek bu dönüşüme öncülük etmesi önem kazanıyor.

Selim Kervancı
HSBC Türkiye Genel Müdürü

4

ALTERNATIF FINANSMAN YÖNTEMLERI ÖNEM KAZANACAK
Türkiye ekonomisinin güçlü ve sürdürülebilir büyüme hedefi için iş dünyasının sağlıklı şekilde sermaye yatırımlarını sürdürmesi ve bu yatırımlar için geniş yelpazedeki finansman kaynağına uygun koşullarda erişim önemli unsurlar olarak öne çıkıyor. Şirketlerin; kurumsallaşmada daha etkin ve verimli adımlar atması, özkaynak
yapılarını güçlendirmesi, özkaynak hesaplarında sektörel değişkenleri göz önünde bulundurması etkin risk yönetimi finansman kaynağına erişimi destekleyen unsurlar.
Bunun yanı sıra sermaye piyasalarının aktif bir şekilde kullanılması, tahvil, bono ve halka arz gibi sermaye piyasası enstrümanlarının borç/öz sermaye finansman alternatifleri olarak iş dünyası nezdindeki farkındalığının artması önemli. Bağımsız finansal  denetim, uluslararası derecelendirme, kurumsal yönetim ve sürdürülebilirlik politikaları gibi şeffaflık ve ölçülebilirlik anlayışlarının kurumsal kültürün bir parçası haline getirilmesi de uluslararası borç ve sermaye piyasası faaliyetlerinde şirketlerin manevra kabiliyetini artıracaktır.

5

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VİZYONU YATIRIMLARA YÖN VERECEK
Günümüzde şirketlerin faaliyetleri sadece ekonomik değil sosyal ve çevresel etkileri kapsamında da değerlendiriliyor. Dünyada mevcut artan enerji kullanımına dayalı sistemin aynen sürmesi durumunda, 195 ülkenin Paris Antlaşması’yla küresel ısınmanın “çok altında” durdurulması gereken sınır olarak anlaştığı 2 derece sınırının aşılmasına sadece 20 yıl kaldı. Bu da geçen 150 yılda gerçekleştirdiğimiz ekonomik faaliyetlerin çoğunu yeniden yapılandırma ve şekillendirmemiz gerektiği anlamına geliyor. İleriye dönük olarak atılması gereken adımın altyapıya yapılacak yatırımlar olduğu açık, ancak bu yatırımların verimlilikle birlikte büyümeyi teşvik ederken, aynı
zamanda da karbon salımlarını en aza indirmesi ve ekonomi ve toplumların iklim değişikliğinin etkilerine adapte olmalarına destek olması gerekiyor. Bu da bir maliyeti beraberinde getiriyor. Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, 2030’a kadar global olarak yaklaşık 100 trilyon dolar yatırım gerektiriyor. HSBC Grubu tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre; küresel yatırımcıların yüzde 68’i temiz enerjili bir ekonomiye geçişi hızlandırmak amacıyla düşük karbonlu yatırımlarını artırmayı planlıyor. Bu nedenle şirketlerin iklim değişikliği ve diğer sürdürülebilirlik hedeflerine ilişkin konulara gittikçe daha fazla eğilmesi ve karar verme süreçlerinde gündemlerine alması büyük önem taşıyor. Tüm bu trendler doğrultusunda, bugünün liderlerinden sürdürülebilir büyüme sağlamanın yanı sıra topluma ve çalışanlarına pozitif katkı sunmaları bekleniyor. Bu da güçlü bir liderlikle vizyon ve yatırım gerektiriyor.

© 2019 Uludağ Ekonomi Zirvesi. Tüm hakları saklıdır. - VERİ POLİTİKASI