BELİRSİZLİĞİ YÖNETMEK MÜMKÜN MÜ?

BELİRSİZLİĞİ YÖNETMEK MÜMKÜN MÜ?

ABD Başkanı Trump’ın göreve geldikten sonraki yaklaşımları, küresel ekonomide belirsizlik yaratıyor. Korumacı ticaret politikası, uluslararası anlaşmalardan çekilmesi piyasalarda gerilimi yükseltiyor. ABD’nin Çin’le yaşadığı ticari gerginlikler de belirsizliği artıyor. Brexit’in yarattığı finansal belirsizlik, Suriye ve Irak’taki savaş, küresel kargaşayı tırmandırıyor. Çin’in küçülmesi, FED’in faiz kararları, göç dalgaları derken dünyanın geleceğine yönelik endişeler artıyor. Moderatörlüğünü EY Türkiye Başkanı Metin Canoğulları’nın yaptığı ve HSBC’nin oturum sponsoru olduğu “Global Belirsizliği Yönetmek” adlı oturum, işte bu endişeleri konu alıyor.

ROBIN BROOKS
GENEL MÜDÜR, BAŞ EKONOMİST
ULUSLARARASI FİNANS ENSTİTÜSÜ

KÜRESEL ZORLUKLAR
“ABD’de Trump’ın politikaları yükselmekte olan piyasalar için daha karmaşık bir hale geliyor. Adilane ve iyi değil bu politikalar, ama maalesef bir gerçek. Son dönemde temel olarak devam eden üç konu var. Birincisi popülizm ve de ABD gibi çeşitli yerlerde zuhur eden öfke. Bunun bir kısmı Çin’e yönelik bir kısmı da yükselmekte olan piyasalara. Çünkü ABD’deki iş, son 20 yıldır biraz yükselmekte olan piyasalara doğru kayıyor. Yükselmekte olan piyasaları zorlayan ikinci konu ise jeopolitik. Çünkü Trump, sağı solu belli olmayan biri. Küresel anlaşmaları sarsıyor. Türkiye gibi hem doğu hem batıda olan bir ülke için ortam oldukça zorlayıcı. Bu bir yandan fırsat bir yandan da zorluk demek. Üçüncü konu ise yükselmekte olan piyasalar için düşük faiz oranları… ABD’de çok uzun süredir para politikaları bu şekilde sürüyor. Çok fazla para, varlık yönetimi şirketlerinden yükselmekte olan piyasalara kaydı. Yatırımlar çok dolu olduğu için ABD’de birçok şey diğer taraflara geçiyor. Yükselmekte olan piyasalara şu anda hitap edebilmek biraz daha zorlaşmış durumda. Bunlar küresel zorluklar. Türkiye’de ise dış sermayeye bağımlılığın bir miktar daha azaltılması gerekiyor. Daha öngörülebilir politikalar teşvik edilebilirse umuyorum ki beklentiler gerçekleşecek.

AVRUPA BİR RİSK
Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da hafta boyunca toplantılar yaptım ve gerçekten beni etkileyen bir şey oldu. Finans ve hükümet konusunda sahip olunan teknik bilgiler, yetenekler, gerçekten çok etkileyici ve pozitif. Dün yine bankalarınızdan bir yetkiliyle konuştum ve çok etkilendim; benim zaten bankacılık mazim var. Onunla konuşunca çok şey öğrendim. Türkiye’nin yapısal bir gücü var, çok zor bir ortamda büyük bir insan sermayesiyle her şeyi yapabilir. Burada gerekli olan tek şey, bu gücü çok güzel bir şekilde kullanmak ve küresel ekonomiyle birlikte çalışmak. Büyük riskler var. Türkiye için en büyük risk ise Avrupa ve jeopolitik risk. Biliyorsunuz ki Euro öyle bir para birimi ki işlevini hemen hemen yitirdi. Avrupa’daki ekonomik mücadele sürüyor, ama aşağı doğru bir düşüş var. Avrupa Türkiye için iyi bir ticaret ortağı. İhracatının da Türkiye için büyük bir güç kaynağı olması gerekir. Avrupa zayıflarsa bu bir risktir, en büyük risktir; Türkiye’nin yapacağı fazla şey yoktur. Başka piyasalara gidebilir. Onun için ihracatını çeşitlendirmesi gerekiyor. Jeopolitik açıdan baktığınızda siyasi gerilimler artıyor, ABD ve Almanya çok karmaşık. Türkiye’ye karşı bu kadar düşman olduklarını sanmıyorum. Türkiye, doğu ve batı arasında. Tabii ki şu anda ortada bulunmak kötü bir şey değil; fakat düşmanlık gibi davranışlar belki Çin’e karşı gelişiyor… Çünkü biliyorsunuz ki Çin, Avrupa ve ABD’den birçok iş yeri ve istihdam çaldı.  Türkiye’de eğitim düzeyi çok yüksek. İhracatınızı çeşitlendirin ve istikrarlı ekonomik büyümeye yönelin.”

TIMOTHY ASH
BLUEBAY ASSET MANAGEMENT GELİŞMEKTE
OLAN PİYASALAR KIDEMLİ STRATEJİSTİ

“İYİ HİKAYELER PEŞİNDEYİZ”

ÇİN ÖNEMLİ Yatırım kararlarımızda Çin, çok büyük bir yer tutuyor. Çin’le ilgili sürekli oturumlar düzenliyoruz. Dolayısıyla yukarıdan aşağı bir yaklaşım sergilersek ‘İyi ülke hikayeleri nelerdir?’ diye bakabiliriz. Nerede yatırım yapmak istiyoruz? Hangi ülkede iyi hikayeler var? Burada FED’in yaptıklarına bakarsak tabii Çin’le ilgili erime değil yumuşak iniş söz konusu olabilir. Burada sabit gelirli yatırımcı açısından iyi bir manzara söz konusu. Ama yükselen piyasalarla ilgili burada bir mücadele halindeyiz. İyi hikayeler yaratan ülkeler bulma konusunda.

KRİZ MODU Güney Afrika’da, Hindistan’da seçimler var. Venezuela, Arjantin’de sıkıntı yaşanıyor. Birçok ülkeye yatırım yapmamak için iyi sebeplerimiz var. Türkiye’nin evine biraz çeki düzen vermesi gerekiyor. 5-6 yıl öncesine baktığımızda Türkiye’nin muazzam bir istikameti takip ettiğini görüyorduk. O dönemde tüm kutular ‘tik’lenmişti. Bugün bir kriz modu söz konusu. Hastanın stabilize edilmesi söz konusu. Yeniden yapılandırma çok iyi gidiyor. Tabii iyi bir politika ortamı, iyi bir reform hikayesi ilişkilerin normalleştirilmesini sağlar, özellikle önemli uluslararası yatırımcılar ve piyasalarla iyi geçinme anlamında.

“POZİTİF FARKLILIKLAR GÖZLEMLEDİM”
“Türkiye’nin pozitif bir durumu var. Likidite durumu da uygun olacaktır. Ama benim için en önemli konu, Türkiye’deki politika… ‘FED’e güvenmeyin’ diyorum. İstanbul ve Ankara toplantılarımızda ilginç bir hafta geçirdik. Yatırımcı olarak 2018 gibi bir yılı tekrar istemiyoruz. Kariyerimdeki en zor yıllardan biri oldu.
Türkiye için de zordu. Fakat Türkiye’de yatırım yapan biri olarak neredeyse bu yıla ‘kabus yılı’ diyebilirdim. İstanbul’daki toplantılarımıza öğrenmeye geldim. Bankacı ve politikacılara, ‘2018’de ne oldu? Nerede hata yapıldı ve ne öğrendiniz? Farklı olarak ne yapacaksınız?’ sorularını sordum. Üç ay önce sorduğumda tipik yanıt, ‘Her şey dışarıdan geldi’ şeklindeydi. ‘Birçok entrika var’ dendi. Bunlar cesaretimi kırdı. Sorun tam anlaşılamamıştı. Ama bu hafta cesaretlendim. Kimse dış etmenlerden bahsetmedi. Gerçekten anlaşılan bir konu vardı. Ülkenin içinde yapılan politik hatalar, bunların dengelenmesi ve yeni bir gelişim modeli olması gerekir. Şu anda zorluklar var biliyoruz. Yavaşlama, bankalarda bilanço sorunları, TL’nin üzerinde baskı var, pozitif durumlara rağmen… Ama şimdi cesaretlendim. İnsanlar anladı ve farklı bir şeyler yapmak istiyor. Peki bu son 6 ayda neler değişmişti? Öncelikle politikada büyük farklar gördüm. Pozitif bazı farklılıklar izledim. Retorik daha dengelenmiş. Beğenmediğim bazı politikalar var. Mesela farklı piyasalarla ilgili. Bunlar pek cesaret verici değil; ama anlıyorum ki burada seçimler bittikten sonra diğer seçime kadar 4 yıl geçecek. Dolayısıyla da politika normalleşecek.

“İYİLEŞME BEKLİYORUM”
Biz gerçekten güvenilir bir para politikası görmek istiyoruz. Mali gevşemenin yavaşça kaybolacağını, tekrar bir denge geleceğini ümit ediyoruz. Mali politikaların güvenilir olması lazım. Sözü edilen yapısal reformlar, 2011’den beri konuşuluyor.
Bunların gerçekleşmesini istiyorum. Bu bir ortaklık. Biz yabancı yatırımcılar düşman değiliz. Biz para kazanırsak siz de kazanırsınız. Bunun tersi de olabilir. Örneğin Eurobond alıyoruz. Birçok bankacı görüyorum salonda. Biz yatırım yaptık. Daha da yatırmak istiyoruz. Ama 2018 gibi bir yıl olursa belki yatırım yapmayıp parayı geri çekeceğiz. Ben strateji uzmanıyım. Beş portföy yöneticisiyle çalışıyorum. Onlar yatırımlara karar veriyor. Biliyorsunuz geçen yıldan sonra Türkiye’de yatırım yapmak zor. Bu insanların bir bölümü hikayeye inanıp para kaybetti. Ben de inanıyorum. Fakat 2018 gibi bir yılı bir daha yaşarsak portföy yöneticileri geri çekilecek ve bir daha ilgi göstermeyecek. Bu, size vermek istediğim çok samimi bir mesaj. Bu mesajı veriyorum. Belki söylememem lazım. Fakat gerçekten nihayet hedefe varacağınızı sanıyorum. Zaten bir dengeleme söz konusu. Ben hep direkt konuşurum. Sürekli, ilişkilerde, Batılı müttefikler ve dostlarınızla yani Avrupa ve ABD’yle bir yakınlaşma bekliyorum. Son 12 ayda bunu yaşadık. Bir iyileşme bekliyorum ilişkilerde. Türkiye zaten batıya dönük bir ülke. Fakat iyi biliyordur herhalde. Böyle yaptığımız zaman gelişmekte olan ülkelere yatırım daha azalarak devam eder. Bu da her noktada sizi başka başka risklerle karşı karşıya bırakır. Bugün sahraaltının altında milyonlarca Afrikalı var. Bir süre sonra siz oraya yatırım yapmadığım zaman Afrikalıların göçleriyle jeopolitik bir sürü riskle karşılaşacaksınız. Bugün bizim Suriye’de karşılaştığımız sorun da aynı bu. Siz entegre bir şekilde dünyayı yönetmeye kalkmadığınızda, bu sefer soft power değil hard power işlerine dönmeye başlıyorsunuz. Bu bence global dünyanın ve ticaretin gelişmesi için de iyi değil. makroyu düşünürseniz Türkiye’nin yatırımlarının, finansının, ticaretinin üçte ikisi Batı’yla. Bu ilişki bizim ve sizin için önemli; sanıyorum ki bu konular son derece önemli. S-400 meselesinin de çözülmesi lazım. Her iki tarafın da hata işlediğini düşünüyorum. Ama her iki taraf da duyarlı diye umuyorum. Hem Türkiye hem bizim gibi yatırımcılar için istediğimiz, kazankazan çözümler ki herkes bundan yararlanabilsin.”

ÜMİT LEBLEBİCİ
TEB CEO’SU

“YALNIZ KALIYORUZ”
“Timothy haklı olarak ‘Batıyla yakınlaşmanızı istiyoruz’ dedi. Biz de Batı ile koordinasyon istiyoruz. Bizi yalnız bırakmamasını istiyoruz. Birçok yerde yalnız kaldığımızı hissediyoruz. Yalnız kaldığımız zaman çözüm üretmek de bazen sıkıntılı oluyor. O zaman Türkiye de kendi çözümlerine bakıyor. Türkiye kendi çözümlerine baktığında ise… Bizim mahalle biraz tehlikeli bir mahalle. Herkesin bu mahallede işleri, çıkarları var. O dengeleri de tutturmak durumundasınız. Pek öyle tekin bir mahalle de değil. Baktığımızda sorunlar ortalıkta duruyor. Şunu yapabilirsiniz dünya olarak. ‘Ben gri kalana bakmıyorum, kendi önceliklerim için hareket ediyorum. Bunun için para politikaları belirliyorum. Dış ticaret blokları koyuyorum. Şirketlerimin gelişmesine çalışıyorum içeride. Rekabete kapatıyorum kendimi’ diyebilirsiniz. Bunları yaparsınız. Ama uzun vadede çalışıp çalışmayacağına dair endişem var. Bunu da bir örnekle anlatayım. IMF’den gelenler, bunu daha

O ZAMAN BİZ NE YAPACAĞIZ?
Biz zaten kendimizi klasman olarak G-20’nin içine koymuş durumdayız. G-20’nin içinde daha iyi bir iletişim, daha iyi bir para politikasıyla, daha iyi bir koordinasyonla hem jeopolitik anlamda hem para politikaları anlamında olan riskleri dengelemekle yükümlüyüz. Bütün G-20 ülkeleri dünyada verimliliği artırabilmek ve diğer jeopolitik riskleri azaltabilmek için bence koordinasyon kurmak durumunda. Evet, bazen kendi şirketlerinizin kârlılığından, şirketlerinizin ekstrem lobicilik altında verdiğiniz kararlar, geçici olarak size fayda sağlayabilir. Ama bir süre sonra dünya ticaretini daraltır. Dünya böyle sorunlarla hep karşılaştı. Hep de iletişimle bunları çözdü. Geldiğimiz nokta bu iletişimin geri dönülemez olduğunu gösteriyor. Bugün Türkiye aslında dünyanın bir parçası. 168 milyar dolar ihracatı, 250 milyar dolar ithalatı, 400 milyar dolarlık sadece dış ticareti olan bir ülke. Ülkenin 80 milyon olduğunu düşünüyoruz; ama o an ülkenin içinde bulunan nüfus belki de daha fazla. Turistler, göçmenler, transit yük taşıyan insanlar var. Yedikleri içtikleri var. 100-110 milyonluk bir ülkeden bahsediyoruz. Hem doğunun hem batının ortasında duran bir ülke. Doğal olarak bazı belirsizlikler ve koordinasyonlar kopmaya başladığı zaman siz doğuyla daha fazla entegre olmaya başlıyorsunuz. Dış ticarette bazı bloklar artmaya başladığı zaman o zaman kendimize yeni pazarlar aramak durumunda kalıyoruz. Bunları koordineli bir biçimde yürütmeliyiz. Bu konuda hiçbir zaman ümitsiz değilim. Türkiye bence yüzyıllardır bu koordinasyonu sağlayan bir ülke. Bu dönemde de konsensüsü mutlaka bulacaktır.”

“TÜRKİYE’NİN SORUNLARINI ANLASINLAR”
SORUN Başta ABD olmak üzere ülkeler kendi önceliklerine göre hareket etmeye başladı. Böyle olunca Çin’le ilişkiler değişti. ABD, daha korumacı bir yapı oluşturuyor. Bu da dünyadaki koordinasyonu etkiliyor. Tek başına ticaret diye bakarsak o zaman işin içinden çıkamayız, başka etkiler de var. Göç ve gelişme sorunları gibi. Problemlerin daha da büyüyerek ertelenmesi sorunları var. Bunları çözebilmek için koordinasyonun tekrar sağlanması lazım. Yeni gelen yapıda insanlar, eski alışkanlıklarla baktıkları için biraz daha koordinasyonun koptuğunu görüyor. Ama biz dünya olarak değişime daha hızlı alışmak zorundayız.

İLETİŞİM Sorunları iletişimle çözerek üstesinden gelmeliyiz. Çünkü öbür türlü karşılaşacağımız riskler iletişimle çözeceğimizden daha büyük olur. Dünya bunu bir şekilde çözmek zorunda. Tekrar söylüyorum. Biz koordine edelim herkesi. Ama insanlar da gelişmekte olan pazar olarak Türkiye’nin sorunlarını anlasın. Çünkü tek taraflı koordinasyon hiçbir yere varmıyor. O zaman biz de doğal olarak seçimler yapmak durumunda kalıyoruz. Bu koordinasyon ihtiyacı ortalıkta var ve bu sadece iletişimle çözülebilir. O konuda ben kesinlikle ümitsiz değilim. ‘O iletişim de gelecektir’ diye düşünüyorum.

RAJ APTE
EY ORTA, DOĞU, GÜNEYDOĞU AVRUPA VE ORTA
ASYA (CESA) YENİDEN YAPILANDIRMA BAŞKANI

“DOĞRU YÖNDE GÜZEL ADIMLAR ATILDI”
“Yeniden yapılandırma sermaye döngüsünün önemli bir parçası. Şirketlerin sermayesi varsa yatırım yapar ve büyürler. Şirketlerin çoğu, makroekonomik veya başka zorluklar yaşayabilir. Yönetimde sorunlar olabilir. Nedenler çok. Fakat yapılandırmanın getirdiği önemli şey, tekrar rehabilite olma olanağı… Yani bir değişim bu… Fakat bu değişim, hızlı ve güzel bir şekilde yapılırsa gelecek için çok değer katabilir. 20 yıldır dünyada anlaşmalar yapıyorum. Yapılandırma konusunda çok çalıştım, Rusya’yla, Almanya’yla çalıştım. 2 milyar dolarlık anlaşmalar yapıyorum. Türkiye’de istişarede bulunuyorum. Fakat Türkiye’de artık insanların yapılandırmayı öyle bir şekilde yakalamaları lazım ki başka bir düzeye varsınlar. Yapılandırma bana cerrahi bir müdahale gibi geliyor. Hasta önünüzde, hızlı hareket etmelisiniz ve tıp açısından en yeni teknolojiyi kullanmalısınız. Eğer hızlı davranır, operasyonel ve finansal olarak yapılanırsanız bu çok büyük bir fırsat olur. Aşırı harcamalardan kurtulabilirsiniz. Nakit akışını düzeltebilirsiniz. Likidite konusuna gelince şirketi hızlı bir şekilde yeniden yapılandırabilirseniz, yeni likidite bulabilirsiniz. Fakat bunun için çok açık düşünmek, yeni düşüncelere açık olmak lazım. Örneğin bir şirketin çok fazla borcu var ise daha fazla borç istemek çözüm değil; o borçların azaltılması gerekir. Ama nasıl azalacak? Borçları azaltır ve aynı zamanda borç verenlere karşılık bir şey verirseniz, örneğin hibrit bir araç verirseniz, o zaman siz de paranızı geri alırsınız. Optik açıdan doğru davranır ve yenilikçi, inovasyon dolu çözümler bulursanız sorunu düzeltirsiniz. Bu sayede şirket kendine hızlı bir
şekilde gelebilir ve parasının bir kısmını geri alabilir. Türk piyasasında çalışmak istediğimizde olumlu pek çok nokta olduğunu görüyoruz. Yeni çözümler de sunabiliriz, bankalardaki know-how güzel; Türkler hızlı, akıllı ve çabuk öğreniyor. Bu yenilikçi çözümleri uygulamamız ve koordine çalışmamız lazım. Her şeyin hızlı olması gerekiyor. Şirket mücadele ettikçe bozulabilir. Artık görüyorum ki yapılandırmanın önemli olduğu anlaşıldı. Bu yapılandırmayı kolaylaştıran bir çerçeve var. Doğru yönde güzel bir adım atıldı. Sanıyorum know how Türkiye’de gelişirse Türk ekonomisi güçlenecektir ki gerçekten inanılmaz bir potansiyele sahip. Ekonomiyi rehabilite edersiniz, piyasalara girer kazanırsınız. Eğer yapılandırma olursa emin olun ki Türkiye çok daha güçlü olacaktır.”

© 2019 Uludağ Ekonomi Zirvesi. Tüm hakları saklıdır. - VERİ POLİTİKASI