SOSYAL YATIRIM NE GETİRECEK?

SOSYAL YATIRIM NE GETİRECEK?

Aslında örneklerini tüm dünyada görmek mümkün… Sosyal girişimcilerin pek çoğu
alanında büyük değerlere sahip şirketler oluşturmuş durumda. Bu gerçek de sektör
bağımsız her oyuncuyu cezbediyor. Eskiden sadece “hayır işi” olarak görülen sosyal
sorumluluk, yeni dönemin “en fazla getiri sağlayan” alanlarından biri olarak ön
plana çıkıyor. Akiş GYO&Multinet Up Yönetim Kurulu Üyesi Selen Kocabaş
moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sosyal Yatırımı: Sosyal Sorumluluk
Liderleri” oturumunda da bu alanda önde gelen şirketlerin temsilcileri bir araya
geldi. Yeni dönemin girişimcilik anlayışına ışık tuttular.

MEHMET T. NANE
PEGASUS HAVAYOLLARI CEO’SU

“PROJESİ OLANLARA DESTEK VERİYORUZ”

“Sosyal sorumluluk bizim için ne anlam ifade ediyor? Esas Holding Kurucusu Sayın Şevket Sabancı’nın babası Rahmetli Hacı Ömer Sabancı, Hacı Ömer Sabancı Vakfı kurulurken bunu çok net biçimde ortaya koymuş. Sosyal sorumluluk aslında bu topraktan aldığını bu toprağa geri vermektir. Bu kadar basit… Bununla ilgili ansiklopedi yazılabilir ama kısaca tanım budur. Biz de bunu kendimize şiar edindik. Sosyal sorumluluk bir şekilde bizim topluma olan görevlerimizi geri ödeme aracıdır. Bunu yapabilmek için de hedef kitlemiz ve bizden etkileşim yapanlar kimlerdir diye bakıyoruz. Burada genç nüfusun ortaya çıktığını gördük. Aslında biz şirket olarak
farklı pek çok sosyal sorumluluk projesine destek olduk. Fikri olan ancak kaynağı olmayan projeler ve kişiler de var. ‘Bunları nasıl bir çatı altında toplarız?’ dedik. İki tane sivil toplum kuruluşuyla iş birliği yaptık. Bunlardan bir tanesi Sivil Toplum Vakfı, diğeri de Türkiye Gönüllüleri Vakfı. Onların kanalıyla 18-29 yaş arasındaki gençlerin kadın, cinsiyet eşitliği, çevre ve son dönemde dünyada sorun olan Suriyeli sığınmacılarla ilgili konularda projelerini değerlendirmeye aldık. İlk değerlendirmemizi geçen yıl başlatmıştık. Bu değerlendirmeye 270 proje başvurdu. Yaklaşık 738 gencimiz vardı. Bunların içinden 10’unu seçtik. Seçtiklerimizden bir tanesi nedir? İstanbul’daki bir üniversitemizde 11 gencimiz bir araya gelerek hem kendileri örgü yaparak hem de çevredeki arkadaşlarının örgü yapmalarını sağlayarak Doğu’da 320 gencimizin kışlık atkı, bere ve eldiven ihtiyacını karşıladı. Bu 11 kişinin çoğu da erkekti. Bu ürünlerin götürülmesi ve kendilerinin gitmesi için lojistik destek gerekliydi. Bu desteği verdik. Yine başka bir kapsamda gençlerimiz İzmir’de Suriyeli göçmenlere destek olabilmek ve onların toplumsal hayata katılabilmelerini sağlayabilmek için bir proje geliştirmiş. Konak’taki İzmir Halkevi ile anlaşmışlar. Orada Suriyeli kadınlarımıza reçel ve sabun yapmayı öğrettiler. Bu sayede onlar da bunları pazarlarda satarak ailelerinin geçimine katkıda bulundu. Bu gençlerimizin oradaki barınma ve ulaşım giderlerini ve Konak’taki Halkevi’nde temel, belirli giderlerini biz karşıladık. çalışıyorlar.”

Bunun gibi 10 proje yaptık ve bunların çok talep aldığını gördük. Küresel arenaya baktığımızda benzer örnekleri görüyoruz. İki şekilde sosyal sorumluluk projesi yapılabilir: Kendi çalışanlarınızla ve kendi kaynağınızla projeler geliştirmek mümkün. Projesi olanlara destek vermek de bir diğer yöntem. Şu anda dünyadaki eğilim, projesi olanlara destek vermek şeklinde. Sosyal sorumluluk da biraz buradan tetikleniyor diye düşünüyorum. Türkiye’de ana sorunlardan bir tanesi, dünyanın farklı bölgelerinde de sorun olabiliyor. Örneğin Bangladeş tarafında yaşadığımız bu sığınmacı sorunları. Kadın cinsiyet eşitliği, kadınların topluma eşit olarak katılımını sağlamayı hedefleyen projelere kadar çok geniş bir yelpazede insanlar, kendi projelerinin yanı sıra fikri olanların projelerini de destekleyerek sosyal sorumluluklarını yerine getirmeye

DAN CZERWONKA
ZIPLINE GLOBAL OPERASYONLAR YÖNETİCİSİ

“DRONE’LARLA SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞTIK”

“Zipline bir drone şirketi. Kan ihtiyacını karşılamak ve ilaçları hastanelere ulaştırmak için drone’ları kullanan bir şirketiz. Şu anda Afrika’da faaliyet gösteriyoruz. Açıkçası biz diğer drone şirketlerinden biraz daha farklı şekilde yola çıktık. Kan ve ilaca ulaşmakta yaşanan soruna odaklandık. Özellikle uzak mesafelere bunların ulaşımında büyük güçlük yaşanıyordu. Yağmurlu dönemler, idari meseleler ve ulaşım yaşanan en büyük zorluklardı. İnsansız hava araçlarının bu soruna iyi bir çözüm olacağını düşündük. Biz bir bakıma sistemi değiştirmeye çalıştık. Bu sorunu hangi araçla çözebiliriz diye baktık. Sabit kanatlı, her türlü hava koşulunda uçabilecek bir araca ihtiyacımız olduğunu düşündük. Soğuk zincirin çok önemli olduğu bir alandan bahsediyorum. Bu soğuk zincirin ilk halkası olan bir merkez oluşturuldu. Bu merkezden tıbbi ihtiyaçları hastanelere ulaştırdık. Kanın aciliyeti çok fazla olduğu için kanla başladık. 300-400 farklı aşı ve ilaç çeşidinden de bahsediyoruz. Bu ürünlerin çoğu da oldukça pahalı. Maliyet anlamında da büyük kazançlar elde edilmesini sağladık. Birincisi bu sistem sayesinde sağlık tesislerinin fazladan stok bulundurmasına gerek kalmıyor. Kaybın önüne de geçen bir sistem. Bu sistemden önce çift haneli kayıplar söz konusuydu.

BÜYÜK ZORLUKLAR VAR

Burada çok fazla zorlukla karşı karşıyayız. Afrika’da çalışan bir ekibin Kaliforniya’daki bir girişimle iş birliği yapması oldukça zor… Aynı zamanda bir havacılık şirketi olarak başlamak ve bunu ulusal ölçeğe yaymak da kaynak gerektiren bir iş. Bir dağıtım merkezini oluşturmak ise başka bir zorlayıcı etken. Bu nedenle biz çeşitli bağışçılarla iş birliği yaptık. Bill Gates ve Paul Allen, UPS Vakfı gibi kuruluşlarla iş birliğine girdik. Bir kerelik ödemelerin sermaye harcaması kapsamasını girmesini sağladık. Bu da bağışçılar için çekici bir seçenek oldu. Çünkü bir kez ödeme yapıp büyük bir değişiklik yaratmak isteyen önemli bir kitle var. Üstelik ihtiyacı olan bir ülkede, sağlık sistemiyle ilgili yardıma ihtiyaç duyuluyorsa vakıflar bu noktada bu desteği vermekten mutluluk duyuyor. Bizim yaptığımız işte asıl maliyet kalemini Ar-Ge oluşturuyor. Vakıfların burada olması ve sermaye maliyetlerini karşılaması ülkedeki hizmetlerin idame ettirilebilmesini sağlıyor. Bu şekilde daha büyük faydalar elde edebiliyoruz.”

TEMIE GIWA Tubosun
LIFEBANK CEO’SU

“YAPTIĞIMIZ İŞ ÖLÜM KALIM MESELESİ”

“Benim hikayem ABD’de başladı. Nijerya’da doğdum. Annem ve babam ABD’ye göç etti ve ABD’de büyüdüm. 6 yıl önce bu önemli çalışmayı yapabilmek için tekrar Nijerya’ya geri döndüm. Tabii ki birçok garip sorunla karşılaştım. Bunlar binlerce yıldır var olan sorunlar. Bu sorunlar sadece Nijerya’ya ait de değil. Dünya genelinde gelişmekte olan birçok yerde karşılaştığımız sorunlar. Mesela doğum sonrası kadınlarda karşılaşılan aşırı kanama. Bu kanama uzun süre boyunca durdurulamazsa anne ölüyor. Bu, dünya genelinde çok yoğun ölüm oranına sebebiyet veriyor. Dünyanın birçok yerinde bu sorun var. WHO’da (Dünya Sağlık Örgütü’nde), ABD’de çalıştım. Farklı sağlık sistemleri içinde bulundum. Yine Birleşmiş Milletler’in Doğu Afrika’daki kısımlarında görev aldım. Bu sorun her yerde vardı ve ben de bunu çözmeye karar verdim. Aslında ben bir kapitalistim. Zenginliği severim. Bu nedenle bir sivil toplum kuruluşu gibi düşündüm diyemem. Bu soruna ölçeklenebilir bir iş modeli olarak baktım ve küresel bir iş olabileceğini gördüm. Yine de Lifebank doğası gereği sosyal ve toplumsal bir iş yapıyor diyebiliriz. Gönderdiğimiz her bir oksijen silindiri, aşı şırıngası ya da kan hep sosyal sorunlarla ilgili bir çözüm sunuyor. Yaptığımız iş ölüm kalım meselesi.

“3 BİN 500 HAYAT KURTARDIK”

Biz hem kurumsal hem sosyal bir şirketiz. Faaliyete başladığımız ilk günden itibaren de böyle hareket ettik.

Lifebank’ın ilginç taraflarından bir tanesi de teknoloji sunması. Sadece bir nakliye şirketi değil aynı zamanda bir teknoloji şirketiyiz diyebilirim. Yapay zekâ, makine öğrenimi, blockchain gibi platformlar bizlere şeffaflık sağlıyor. Tedarik zincirinde verimlilik yakalamamıza neden oluyor. 3 yıldır faaliyet gösteren bir şirketiz. Şu ana kadar Nijerya’daki hastanelere 13 bin birim gönderi yaptık. Biz işimizde yerel inovasyonu da devreye sokuyoruz. Motosikletlerimiz bütün hafta boyunca, 7 gün, 24 saat sürekli yollarda. İşi olmayan kişilere istihdam da sağlamış oluyoruz. Onlara aynı zamanda bir topluma ait olma hissi de veriyoruz. Şu aşamaya kadar 3 bin 500 hayat kurtardık. Afrikalılar olarak, gençler olarak bu işin içindeyiz. Belli başlı temel hizmetleri ulaştırmaya ve özellikle annelerin hayatlarını kurtarmaya çalışıyoruz. Ama sadece anneler değil, çocuklar da etkileniyor bu işten. Aşılarla boğmaca, sıtma, anemi gibi hastalıklarla uğraşan birçok çocuğa da hizmet götürüyoruz. Esas odağımız tabii ki anneler. Bu işi rutin bir şekilde dünyanın bütün ülkelerinde yapmayı hedefliyoruz.”

MEHMET T. NANE
PEGASUS HAVAYOLLARI KURUCUSU

“KADINLAR BİZİM BİR ÜST MODELİMİZ”

“Toplumsal cinsiyet eşitliği maalesef uzun zamandır göz ardı edilen bir konu. Oysa bencil bir bakış açısıyla kadının iş dünyasına katılımı bizlerin yararına olacak ve denge sağlayacak bir konu. Bunu ben demiyorum. Bunu McKinsey, yaptığı bir çalışmada söylüyor. Kadınların yönetici olarak erkeklerle eşit noktaya geldiği şirketlerde verimlilik yüzde 30 artıyor. Kadınlar bizim bir üst modelimiz. Multitasking ve örgüt verimliliği konularında bizden çok daha ilerideler ve çok daha farklı yetenekleri var. Deloitte’un geçen yıl yaptığı çalışmada teknoloji alanına baktığımızda, kadının iş gücüne katılımının dünyada yüzde 19, Ar-Ge’de yüzde 13’lerde olduğunu görüyoruz. Bu oranların yüzde 50 – 50 olduğu bir dünya çok daha ileriye gidecektir. Biz de şahıs ve şirket olarak aklımızı kullanıp bu alanda gençliğimizi ve kadınlığımızı geliştirecek her türlü projede öncü olmaya ve her türlü projeye destek vermeye çalışıyoruz.”

SADAFFE ABID
CIRCLE KURUCUSU

“KİMSE İNANMADI AMA BAŞARDIK”

“Ben Pakistanlıyım. Küçük bir kasabada büyüdüm. Babam askeriyedeydi. Önce askeri okullara, sonra devlet okullarına gittim. 7’inci sınıfa geldiğimiz zaman ilk kez bir özel okula gitmiştim. En iyi arkadaşım üniversite okumak için ABD’ye gidiyordu. Biz de hep en iyi arkadaşlarımızdan ilham alırız. Ben de dedim ki ‘Ben de ABD’ye gitmeliyim.’ İzin vermeleri için ailemi ikna etmem bir yıl sürdü. Burs alırsam gidebileceğimi söylediler. İyi bir Pakistanlı kız gibi ben de ekonomi ve uluslararası ilişkiler okudum. Sonra kendi memleketime döndüm ve Asya Kalkınma Bankası’nda ekonomist olarak çalışmaya başladım. Bir yıl geçtikten sonra işi bıraktım. Çünkü herhangi bir fark yaratamadığımı gördüm. Bunun akabinde ufak bir şirket olan ve kadınlara mikro kredi sağlamaya odaklı, iki küçük odası olan bir şirkete katıldım. O zaman tabii girişimci olmak veya sosyal girişimci olmak nedir bilmiyordum ama fikir heyecan vericiydi. Kadınlara yönelik finansal servisler piramidin en altında yer alıyordu. O dönemdeki araştırmalar dışarıya kaynak olarak çıkarılan her 1 dolardan kadınlar ancak 20 sentine ulaşım sağlayabiliyorlardı. Bunu değiştirmek istedim. Bu nedenle de bu şirketi kurdum. İnsanlar bu işin yürümeyeceğini söyledi. Kadınların kendi ailelerinden kredi almak için izin alamayacağını belirttiler. Biz yine de şirketimizi kurduk. İlk başta 300 müşterimiz vardı. 5 yıl içinde 4 bin müşteriye ulaştık. Bu inanılmaz bir şeydi, o gece uyuyamadığımı hatırlıyorum. Daha önce ölçek diye bir şeyden haberim yoktu sonuçta. Daha sonraki 5 yıl içinde ise 45 bin müşteriye ulaştık ve Pakistan’daki ilk sürdürülebilir mikro finans kuruluşu olduk. Dünyadaki sayılı mikro finans kuruluşlarından da biri olduk. Ülke genelinde 40 şube açtık. Pakistan’da 300 bin kadın müşteriye ulaştık, bu da 200 milyon dolar anlamına geliyordu. Sağladığımız bu mikro finansın da yüzde 98’i zamanında bize geri ödendi. Bu da bize gösterdi ki piramidin altında yer alan kadınlar aslında oldukça dirençli, yenilikçi fikirlere sahip, yaratıcı ve güvenilir bir kitle.

Ancak ne yazık ki halen sadece Pakistan’da değil dünyada bu kitle büyük finansal kuruluşların radarında yer almıyor. Açıkçası bu oldukça da büyük bir pazar. Ancak büyük kuruluşların kadın müşteri sayısını ve bu kitleye ne kadar finans sağladığını çok merak ediyorum. Bu potansiyelin farkında olduklarını düşünmüyorum. Bu da bana gösterdi ki kadınlara yatırım yapmak ekonomik kalkınmanın çok önemli bir noktası. Kadınlar büyüdüğünde ekonomi çok daha iyi bir hale geliyor. Bir kadın her bir dolar kazandığında bunun yüzde 90’ını eğitime, gıdaya ve sağlığa harcıyor. Bu nedenle bu işe yatırım yapmak akılcı bir iş.

“ÜRETKENLİK KADINLARLA ARTIYOR”

Ben daha sonra kadın liderler ve iş insanları yetiştirme üzerine araştırmalar yapmaya başladım. Daha fazla araştırma yapınca çok fazla kadın liderin olmadığını gördüm. Sadece Pakistan’da ya da Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) değil dünya genelinde böyle bir sorun var. Circle, kurduğum ikinci kuruluş. Kadınlara yatırım yapma ve kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi için çalışıyoruz. Mesela kodlama becerileri… Daha az erişime sahip Karaçi’deki küçük topluluklardaki kadınlara kodlama öğretebilmek… Ben bunu ilk kez dile getirdiğimde insanlar yine işe yaramayacağını söyledi. Çünkü kadınların kodlama yapması gereksizdi. Yine aileler kızlarının teknolojiyle uğraşmalarını değil, evlenmelerini istiyorlardı. Çeşitli topluluklarda aileleri ziyaret ettiğim zaman da bu sorunların dile getirildiğini gördüm. Bu nedenle ilk başta 60 kişiyle başlayabildik. Şu anda 50 mezunumuz var, yüzde 60’ı kadın. 30’dan fazlası Pakistan’da öncü teknoloji şirketlerinde burs aldı. Daha önce okul öğretmeni olarak 40-50 dolar kazanırken şimdi 300-400 dolar kazanıyorlar. Bu da bizlere kızların her şeyi yapabileceğini gösteriyor. CEO’ların konusunda da bir cinsiyet ayrımcılığı olduğunu düşünüyorum. Kadınlar yönetimin sadece yüzde 2’sini temsil ediyor. Ama biliyoruz ki kadınların katılımıyla üretkenlik artıyor. Risk yönetimi iyileşiyor. Dolayısıyla kadınların yönetim kurullarında daha fazla yer alması gerekiyor. Bu küresel bir olgu. ABD’de kadınların liderlik görevlerini üstlenme oranı yüzde 5’in altında. Dolayısıyla ileriye dönük olarak bunun üzerinde çalışmamız gerekiyor.”

KADIN, ERKEK 200 YIL SONRA EŞİTLENECEK

HAYELLERİN PEŞİNDE Dünya Ekonomi Forumu’nda cinsiyet eşitliğinin ancak 160 yılda yakalanacak bir şey olduğu söyleniyor. Peki buradaki son rakamlar ne? Yani gelişme kaydedebiliyor muyuz? Şöyle söyleyeyim: Kadın, erkek eşitliğinin oluşması için son tahminlere göre 200 yıl geçmesi gerekir. Çok zor bir şey ama teknolojiyle, büyük inovasyonlarla, erkekler de bizimle ortaklık yaparlarsa bunun çabuklaşabileceğini düşünüyorum. Tek tipleşmeden nasıl uzaklaşabileceğimize kafa yormalıyız. Mesela kadınlarımızın, kızlarımızın kendi hikayelerinin, kendi hayallerinin peşinden gitmesini nasıl sağlayabiliriz? Buna bakmalıyız. Bilinçaltında kadınlara karşı zaten bir önyargı var. Üstelik bu ailelerden başlıyor.

BAŞARININ ANAHTARI Kadın bir sosyal girişimcinin de başarılı olması için bir kere direnmesi, dayanıklı ve meraklı olması gerekiyor. Birden fazla görüşe açık olmak, sürekli olarak öğrenmek lazım. Üçüncü olarak sizin amacınızı ve misyonunuzu destekleyecek ortaklar ve müttefikler yaratmak diyebilirim. Çünkü zorlu bir süreç, riskli bir süreç ve bu süreçte destekleyicilere ihtiyacınız var. Ben bunlara yatırım yapardım. Dördüncü konu ise sizin de bir şeyleri idame ettirmenizi sağlayacak uygulamalara girişmek. Bunu derken neyi kastediyorum? Yoga olsun, meditasyon olsun, spor yapmak olsun, doğa olsun. Sizin de kendinizi ayakta tutabilmenizi sağlayacak bir şeyler yapmanız lazım. İlk başta bunu sanki “zaten varmış gibi” düşünürdüm. Ama enerjinin, refahın ve sağlığın önemli olduğunu da belirtmek gerekir.

KAMRAN ELAHIAN
GLOBAL INNOVATION CATALYST KURUCUSU VE YKB

“İNOVASYON EKONOMİSİ YARATMAYA ÇALIŞIYORUZ”

“Şu anda dünyadaki en büyük sorun işsizlik. İşsizlik dünyadaki diğer birçok sorunun da nedeni. Eğer genç bireyleri alıp onlara istihdam sağlamazsanız, toplumun temel dokusu çökmeye başlar. Bunu bilen ve insani amaçlarla 1996’dan beri faaliyet gösteren biri olarak diyebilirim ki yeni bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Buradaki meslektaşlarımızı dinlediğiniz zaman şunu görüyorsunuz: Neredeyse hepsi teknolojinin öneminden bahsetti. İşlerini geleneksel yöntemlerle yapmıyorlar. Daha çok teknolojiyi faaliyetlerine entegre ediyorlar. Bizim türümüzün evrimi boyunca ilk kez genç insanlar refah, servet ya da parayı doğal kaynaklara ihtiyaç olmadan oluşturabiliyor. Sadece beyinlerini kullanıyorlar ve bunu da sadece sıfırları ve birleri hareket ettirerek yapıyorlar. Artık geniş bant üzerinde çalışarak milyonlar kazanabiliyorsunuz. Diğer genç insanlara imkanlar sağlayabiliyorsunuz. Daha önce böyle bir imkanımız yoktu. Geçmişte teknolojiden anlamayan, meydana gelen gelişmelerden haberdar olmayan kişiler yöneticiydi. Bu nesil gençleri yönetiyordu. Ama bu insanların gençler için istihdam yaratamayacağını artık biliyoruz.

BİLGİSAYAR DAYALI DÜŞÜNME DÖNEMİ

Ben şu anda 38 ülkede faaliyet gösteriyorum ve büyük bir proje kapsamında 38 ülkenin 10 milyon inovasyon işi yaratmasına yardımcı olmaya çalışıyoruz. İnovasyon ekonomisi yaratmaya çalışıyoruz. İnovasyon ekonomisi bilgi ekonomisinden çok farklıdır. Bilgi ekonomisinde bilgi güç olur. Önemli olan şey bilgidir ama inovasyon ekonomisinde bilgi o kadar önemli değildir. Eğer cep telefonunuzla veya dizüstü bilgisayarınızla Google’a erişiminiz varsa bilgiye erişebilirsiniz. Burada önemli olan inovasyon yapıp yeni yöntemler geliştirerek her şeyin daha hızlı yapılmasını sağlamaktır.

Şu ana kadar kaç tane işletmenin ortadan kalktığını bir düşünün. Hatırlayın mesela CD takardınız ve kulaklıkla şarkı dinlerdiniz. Fakat bu ortadan kalktı. Blood Master Video mağazaları vardı. Gidip kiralama yapardınız. Netflix’le, Youtube’la bütün bunlar yok oldu. Aynı şekilde kitapçılar ortadan kalktı. Peki Netflix, Uber ne yapıyor? 1 ve 0 rakamlarını çevirerek algoritmik içerik oluşturuyor. Bilgisayara dayalı düşünme gerçekleştiriyorlar. Gittiğim ülkelerde, algoritmik içerik öğretiliyor mu diye bakarım. Mesela yaşlı bir bakanla karşılaşırsanız, “Neden bahsettiğinizi bilmiyorum” diyecektir. Hemen ikinci bir soru sorayım. Her yıl kaç tane makine mühendisi, kaç tane elektro-mekanik alanında faaliyet gösteren mühendis, kaç tane yazılım mühendisi ve bilgisayar içerik mühendisi yetiştiriyorsunuz? Burada eğitim bakanlarına şöyle bir şey de söylenebilir: Eğer yazılım mühendislerinizin sayısı makine mühendislerinizden azsa bu demektir ki birçok mezununuz iş bulamayacak.

GELECEK PARLAK VE AYDINLIK

“Ben geleceğin aydınlık ve parlak olduğunu düşünüyorum. Oluşturulan teknoloji merkezleri da bunu gösteriyor. Mantar gibi çoğalıyorlar. Üniversitelerden ziyade bunlar eğitim misyonunu gerçekleştiriyorlar. Mesela Afrika’da 600 tane teknoloji merkezi görüyoruz. Zipline’daki beyefendi biraz önce anlattı. Tanzanya’dai Ruanda’da, Etyopya’da; Senegal’de drone teknolojileriyle ilgili faaliyet gösteren, yapay zekâ teknolojisiyle ilgili çalışmalar yapan çok genç var. Burada ihtiyacınız olan tek şey beyin. Kadınların bu noktada özel bir avantajı var. Mesela benden üç yaş genç olan kız kardeşim hem iyi bir birey oldu, hem kardeşi olarak benimle ilgilendi, hem okulda puanlarını iyi getirdi hem annemin alışveriş yapmasında ona yardımcı oldu, hem de küçük yaşta yemek yapmayı öğrendi. Dolayısıyla benim kız kardeşim bana göre öncelikleri şekillendirme ve trafik kalıplarını anlama noktasında benden daha iyi. Önce alışveriş mi yapacak yoksa bana mı bakacak? Bu sorunun cevabını çok önce öğrendi. Dolayısıyla türlerimizin evrimi noktasında büyük bir değişimle karşı karşıyayız. Bunu fark edemeyen her yaşlı erkek çok ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacak diyebilirim.”

KİMLER YOK OLACAK?

Mesela Tesla’ya bir bakın. Burada karbüratör, radyatör, yakıt motoru yok. Peki hâl böyleyken neden bu kadar çok makine mühendisi yetiştiriyorsunuz ki? Bir ulaşım şirketi olarak en yüksek değerli şirket Uber… Bakın yine yapılan tek şey 1 ve 0 sayılarını hareket ettirmek. Kimin bir araca sahip olduğunu, kimin bir seyahate ihtiyacı olduğunu belirlemek ve onları bir araya getirmek. Bugün Uber’in değeri General Motors, Chrysler ve Ford’un toplam değerinden daha yüksek. Dolayısıyla otomotiv şirketleri inovasyon yapıp değişmezlerse ortadan kalkacak. Buna şaşırmayın. Doğal gaz ve kömür şirketleri ortadan kalkacak. Bildiğimiz haliyle bankaların tümü ortadan kalkacak. Aynı şekilde telekomünikasyon şirketlerinin tümü yok olacak. Bu konu hakkında biraz düşünün. Gençlerin sadece 1 ve 0’ı hareket ettirmeyi bildikleri için karşı karşıya oldukları büyük imkanlar var. Biraz yardım edersek bu insanlar inovasyon yapıp istihdam oluşturabilir. Bu insanların kurban değil, lider olarak görülmeleri gerekiyor. Bu insanlar istihdam ve para oluşturdukça siyasi güç de genç bireylere doğru kayacaktır.” n

© 2019 Uludağ Ekonomi Zirvesi. Tüm hakları saklıdır. - VERİ POLİTİKASI