TEKNOLOJİ ÇAĞINDA LİDERLİK

TEKNOLOJİ ÇAĞINDA LİDERLİK

Dijital dönüşümle birlikte ekonomik ve sosyal yaşamın, iş modellerinin ve
liderliğin kuralları değişiyor. Şirketlerde büyümeyi sağlamak, rekabetçi ve
sürdürülebilir olmak, yeni gelir alanları yaratmak, değer üretmek ve yetenekleri
çekmek için yeni bir liderlik yaklaşımına ihtiyaç var. Borusan Holding
Yönetim Kurulu Üyesi Agah Uğur’un moderatörlüğünde ve Uipath’ın
oturum sponsorluğunda gerçekleştirilen “Dijital Dönemde Liderlik”
panelinde, konuşmacılar, yeni liderlik yaklaşımlarını ve uygulamalarını anlattı.

HANZADE DOĞAN BOYNER
HEPSİBURADA YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“HER YIL 2’YE KATLIYORUZ”

“İş dünyasına teknoloji çağının içinde girdim. O günden bugüne baktığımda değişmeyen tek şey görüyorum: Değişim. Yıkılmayacak şirketler yıkıldı; yok olmayacak sektörler yok oldu. Yerlerine yeni devler çıktı. Biz Hepsiburada olarak kurulduğumuz yıldan bugüne müşteri sayısı, ciro, ürün adedi gibi herhangi bir metrikte büyümediğimiz hiçbir çeyrek olmadı. TL ve dolar bazında aynı durum geçerli. Teknoloji ekibimiz, son 3 yılda 3 katına çıktı, insan kaynağımız her yıl yüzde 60 artıyor. Şirket, her yıl iki katına katlıyor. Bu büyümeyi yönetmek için başka bir kültür gerekiyor. Çevik, çevik, çevik… Öğrenmeye açık, hızlı karar alabilen, hata yapmaktan korkmayan, hatadan hızlı ders çıkaran… Departmanların çok bağımsız olmadığı, ama disiplinler arası koordinasyonun bulunduğu, teknolojinin bütün şirketin ruhuna yayıldığı bir yapı. Bu değişime ancak bu kültürle cevap verebiliyorsunuz. Bu sayede sürdürülebilir büyümeyi sağlayabiliyorsunuz. Geçmişe bakınca büyük bir değişim oldu ama önümüzdeki iki yıl planlarına bakınca daha yolun başında olduğumuzu görüyorum. Liderlik anlayışı olarak da bizim kültürümüzde yani genç neslin yaptığı işe anlam yüklemesi, inandığı projeler yapması, hiyerarşik yapılanmanın çok keskin olmadığı gibi konular ön plana çıkıyor. Hepsiburada’ya baktığımda keskin bir hiyerarşimiz yok. Bizim şirkette, ben CEO’ya söylüyorum, o müdürlere söylüyor gibi bir yapı yok. Bazen bir fikirle heyecanlanıyorum; ama diyorum ki “Hepsiburada bunu yapmaz…” Eski liderlik anlayışına sahip değiliz.

“ÇOK CİDDİ PROBLEMLER VAR”

İnternet yayına geçtiğinde başlarda müthiş bir heyecandı. Afrika’daki çocuk, Harvard’daki dersi dinleyebilecekti. Demokrasi güçlenecek, fiyatlar şeffaflaşacaktı. Teknoloji toz pembe bir dünya yaratacaktı. Geldiğimiz noktada araçlar şoförsüz, mağaza

kasiyersiz; hiç özel bilgimiz olmayacak, devletler üstü beş şirket her türlü bilgiye sahip olacak, her bilgimizi paylaşacaklar. Yapay zekaya yetişmek mümkün olmayacak. Güç konsantrasyonu, işsizlik artışı gibi siyah bir tabloya dönebiliriz. Ben bu karanlık tabloya gitmeyeceğimizi düşünüyorum; ama karşımızda çok ciddi problemler olduğunu da kabul etmek gerekli. Yepyeni bir dünya düzeni kurulduğunu ve bu düzenin tetikleyicisinin teknoloji olduğunu görmeliyiz. Çok ciddi fikir önderleri, kanun yapıcılar, politika yapıcılar bu tartışmayı açık yüreklilikle yürütmek zorunda. Süreci nasıl yöneteceğiz? Teknoloji sayesinde verilerimizi paylaşarak bize sevdiğimiz ürünün gösterilmesini memnuniyetle karşıladık. Ama teknoloji seçim kampanyamızdaki fikirlerimizi manipüle ettiği zaman ‘Dur’ dedik. Bu çizgileri nerede çizeceğiz? İşsizlik tanımını değiştireceğiz belki. Teknoloji birçok işi atıl hale getirecek. Ama bu gerçekten kötü olmak zorunda değil. Teknoloji büyük bir servet yaratıyor. O serveti farklı dağıtırız; farklı bir sosyal kontrat yaparız; işsizlik tanımını değiştiririz. İşsizlik çerçevesinde tanımladığımız birçok işi aslında iş olarak görmeye başlayabiliriz. Burada en kritik konu, kanun ve politika yapıcılar. Bunları 3-4 yıldır Davos’ta dile getirdim. ‘Regülasyon’ dediğimde Davos gibi liberal kapitalizmin beşiğinde herkesin tüyleri diken diken oldu. “Serbest piyasa” dediler. Bu yıl da söyledim; eski tepkileri almadım. Serbest piyasa nasıl bir dünyaya getirdi bizi? Üç şirketin bizim seçimlerimizi etkilediği ortaya çıktı, iplik söküğü gibi sorunlar çıkıyor. Tabii ki serbest piyasaya inanıyoruz; ama regülasyonsuz ve tartışmadan bu işlerin içinden çıkamayız. Teknolojinin müthiş faydalarını hepimiz yaşıyoruz. Açlık problemini bile ortadan kaldıracağız teknolojiyle… Ama yeni dünya düzeni kuruluyor ve bu düzende korumak zorunda olduğumuz değerleri bilelim; bu değerlerle teknolojiyi geliştirmenin altyapısını yapalım. Yoksa karanlık bir yere de gidebiliriz. Ama kesinlikle kötümser bir söylemle bitirmek istemiyorum sözlerimi. Hepimiz dünya ve insanlıktan sorumlu olduğumuz için tartışmaları açıkça ve korkmadan yapmalıyız.”

HÜSNÜ ÖZYEĞİN
FİBA HOLDİNG KURUCUSU VE YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“GENÇLERE HEP ÖNEM VERDİM”

“Türkiye’de sıfırdan banka kuran ilk profesyonel yöneticiyim. Hep yaptığım işlerde gençlere önem verdim. 32 yaşında banka genel müdürü oldum. Bugünkü Bankalar Kanunu buna müsait değil. Bir bankada çalışmadan bir bankanın yönetim kuruluna girmek, sonra genel müdür olmak herkese nasip olmaz. Ancak bir yatılı okula gidecekseniz hangi üniversite de önemli değil. Bir banka sahibiyle ranzalı yatakta yatacaksın. Sonra bir gün o banka kuracak ve diyecek ki ‘Hüsnü seni yönetim kuruluna alıyorum.’ ‘Bankacılık bilmiyorum’ dedim. Harvard’dan işletme derecem var; ama fiilen hiç çalışmadım. Sempatik bir patrondu. ‘Ben de bilmiyorum bankacılığı. İkimiz bu işi beraber öğreneceğiz’ dedi. 13 yıl Pamukbank ve Yapı Kredi’ye genel müdürlük yaptıktan sonra Finansbank’ı kurdum. 24 kişiyle işe başladık. O kadar insanla çalışmama rağmen oradan hiç yönetici almadım. Portföy yöneticisi olan birilerini alsaydım, belki daha hızlı büyürdüm; ama o kadar hızlı büyümek için sermayem de yoktu. Yapı Kredi’de benimle çalışan, sonra Citibank’tan gelme Ömer Aras’ı buldum. Çok iyi eğitimli, iyi bir aileden gelen biriydi. Citibank’ta 3,5 yıllık tecrübesi vardı. Bankalar Kanunu müsaitti. Zaten Yapı Kredi’de çalışıyordu ve genel müdür yardımcısından memnun değildi. ‘Ben ayrılıyorum’ dedi. Ben de ‘Banka kurma planlarını yaparken ayrılma, ben de ayrılıyorum’ dedim. ‘Daha bankacılık izni almadım; ama izin alamazsam beraber köfte yapar yine para kazanırız’ dedim.
Bu arada bunu dünyada çok az kişinin yapacağını düşünüyorum.

1985’TE KADIN ALMIYORLARDI

“Finansbank’ı kurarken Özden Başaran 26 yaşındaydı. Özden’i kredi pazarlama müdürü yaptık. Sonra Hollanda’da ve İsviçre’de genel müdür oldu. Özden, İsviçre’de ve Hollanda’da ilk banka kadın genel müdürüdür ve çok önemlidir. Bizim grupta kadınlara ne kadar değer verdiğimizi de gösterir. Türkiye’deki 17 kadın rektörden biri bizim rektörümüzdür, birçok şirketimizin genel müdürü kadındır. Yapı Kredi’ye 1984’te genel müdür olduğumda, bankaların yönetici aday kadroları teftişten geliyordu. Yapı Kredi 1985’te kadın almıyordu. ‘Çünkü Anadolu’ya gidip teftiş yapacaklar’ dediler. ‘584 şubenin 400 küsuru İstanbul, Ankara, İzmir’de’ dedim. Neticede kadınları almaya başladık. Bunu da parantez içinde söyleyeyim.”

“50 BİN KİŞİYİ İŞE ALDIM”

Ben genel müdür, Ömer yardımcı olarak göreve başladık. Bütün kadroyu ona seçtirdim. Aynı kendi formasyonu ve kültüründe olan Citibank’tan 15 yönetici seçti. Ömer, 30 yaşındaydı, Citibank’tan 15 ve ardından 24 kişi olduk. Sonra Citibank, Finansbank’a 5 milyar dolar teklif etti neyse ki Yunanlılar 5,5 milyar dolar verdiler de onlara sattık. Gençleri her zaman motive ettim. Finansbank’ı kurduğumdan beri 50 bin kişiyi işe almışım. 15-20 binini Türkiye’de aldım. 10 binini aldığımız Rusya’da, 1997’de kurduğumuz kadro 40 kişiydi. Bireysel bankacılık başladığında, 2001-2002’de personelimizi sürekli artırarak 6 yıl içinde 5 bin 500 personele ulaştık. Rusya’da bankacı olmadığı için Türkiye’de üniversite üniversite dolaşarak Kırgız, Kazak, Türkmen ve Azeri mezunları bulduk. Onları üçer ay Finansbank’ta eğittik ve Moskova’ya yolladık ve çok faydalı işler yaptılar.”

“MÜFREDAT YETERSİZ”

EĞİTİM SİSTEMİ Hikayenin yazılması için eğitim sisteminde önemli değişiklikler yapılmalı. Üniversitelerdeki müfredat dijital dünyada başarılı olmaya yetmeyecek. Özyeğin Üniversitesi’nde Boston Consulting Group’la bir anlaşma yaptık. Geleceğin mesleklerine öğrencilerimize nasıl hazırlayacağımızı araştırdık.

ORYANTASYON ŞART Şöyle bir enteresan durum da var. 2-3 yıl önce mezun olmuş endüstri veya bilgisayar mühendislerini de eğitmeliyiz. Çünkü onlar mezun olduğunda bu kavramları birinci elden tanıyamadı. Bir Day to Science programı açtık. Herkese dijitalleşmenin oryantasyonunu vermeliyiz. 600 kişi müracaat etti, 25 kişi aldık sonra bir 25 kişilik sınıf daha açtık.

ÇOK İŞ VAR Türkiye’de her yıl 10 bin hukukçu mezun veriyoruz, fakat maalesef 4-5 bin bilgisayar mühendisi mezun oluyor. O mühendislerin 500-600 kişisi ancak iş bulabiliyor. Bizim bu konuda da çok yapacağımız şeyler olduğuna inanıyorum. Start up’lara ortak olan bir şirket kurduk. Onların aplikasyonları için bankanın platformunu kullanıyoruz.

SERPİL TİMURAY
VODAFONE GRUBU AVRUPA BÖLGESİ CEO’SU

YENİ LİDERLİKTE NELERİ ÖNEMSEMELİYİZ?

“Yeni dünyada liderlikte önemsememiz gereken konuları 7 maddede topladım. Birincisi, insani iyiliğe odaklılık ki giderek daha önem kazanacak. Gençler artık son derece duyarlı. Kariyerlerini, amaç odaklı şirketlerde yürütmek istiyorlar. Gelecekte en iyi insan kaynağını çekebilmek ve yanımızda tutabilmek istiyorsak amaç odaklı yönetim felsefeni belirlemeliyiz. Bunu yapabilmek için de değer zincirini yeniden tanımlamamız ve sosyal hedeflerle iş hedeflerini bir arada ölçümleyen bir yönetim felsefesini belirlemeliyiz. İkincisi, müşteriye ve müşteri deneyimine odaklılık. Uçtan uca müşteri memnuniyeti, dijital gelecekte daha da önemli olacak. Müşteriler artık en iyi deneyimlerini dijital deneyim olarak görüyor ve artık bu konuda kendimizi yenilememiz gerekiyor. Üçüncüsü, teknolojist olabilmek. Teknolojiyi öğrenmemiz, dijital teknolojileri kavramamız gerekiyor. Dördüncüsü, hepimiz birer fütürist olmalıyız. Gelecek çok belirsiz; rekabetin ortamları değişiyor ve yeniden tanımlanıyor. Bugüne kadar rekabet listenizde olmayan oyuncular, birdenbire sektörünüzden pay almaya ve oyunun kurallarını değiştirmeye başlıyor. Bu fütüristliği iyimser olarak yapmak gerekiyor. İyimserlik tanımında enerjimizi, “Neyi niçin yapamayız”dan “Neyi nasıl yaparız”a çevirmeliyiz. Beşinci konu, hem ortaklaşa iş birliği hem rekabet edebilmek. Ortaklaşa rekabet, çok önemli olacak. Biz eskiden diğer teknoloji şirketlerine rekabetçi gözle bakıyorduk. Oysa şimdi herkes kendi alanında uzman ve bizler güçlü alanlarımızı, sinerjilerimizi bir araya getirebilir ve ortaklaşa iş yapabilirsek müşteriye çok daha etkin hizmet verir ve rekabet edebiliriz. Altıncısı, çeşitlilik ve dahiliyet. Kurumlarda çok daha fazla insan kaynağımız farklı kültür ve görüşlerden eğitimlerden olmalı. Kadın erkek eşitliğini de gözeterek beslemek ve geliştirmek önemli bir unsur. Son olarak liderler çok daha fazla sağ beyinli olmalı. Sol beyin çok liderde var. Ama sol ve sağ beyni bir arada ortaya koymak, yani empati ve duygusal zeka çok önemli olacak. Sol beynin yapabileceği pek çok şeyi gelecekte robotlar yapabilecek. O yüzden sağ beyni çok daha sık kullanmak gerekli.”

“KİMSENİN DIŞARIDA KALMASINA İZİN VERMEMELİYİZ”

“Önümüzdeki dönem bugüne kadar yaşamadığımız boyutta dönüşüm dönemi olacak. Bu dönüşüm, birey iş ve toplam hayatında etkili olacak. Çok heyecan verici teknolojiler bizi bekliyor. Dünya ile eş zamanlı bir 5G teknolojisi, 4G’nin 10 misli hızda internet erişimi sağlayacak. Nesnelerin interneti çok büyük boyutta karşımıza

çıkacak. Yapay zekada derin öğrenme çok önemli. Geçmiş görevim sırasında dünyada bir araştırma yaptık ve müşterilerin teknolojilere nasıl baktığını ölçtük. Gelişmekte olanlar ve gelişmiş olanlar hemfikir ki bu teknolojiler toplukların iyileşmesi için fırsat sağlayacak. Bir taraftan da ‘Ben dışarıda mı kalacağım’ endişesi var. Bizim gibi teknoloji şirketlerinin en büyük sorumluluğu kanımca herkesin dahil olabileceği bir dijital geleceği tasarlamak. Kimsenin dışarıda kalmasına izin vermemek. Bunu sosyal sorumluluk projeleriyle yapabiliriz. Özellikle kadın ve gençler. Geleceğin programcı ve kodlamacıları gibi konulara sahip çıkıyoruz. Yetkinlikleri sağlamamız gerekiyor. Sadece Avrupa ülkelerinde teknolojik BT anlamda 2020’de istihdam açığının 500 bin olacağı tahmin ediliyor. Geleceğin meslekleri BT, programcılık vb. meslekler olacak. Burada özellikle ders programlarında kodlama da yer almalı. Müşteri deneyiminde ‘Her şey dijitalleşecek mi; her iş robotlaşacak mı’ sorusu var. Burada da iyimseriz. Burada bir seçim olmayacak. Her ikisinin arası olacak. Hem fiziksel deneyim hem dijital deneyim sürecek. Fijital dönem diyoruz buna. Yeni yetkinliklerde de bildiklerimizi biraz unutup yeniden öğrenmemiz gereken bir çağa giriyoruz.”

HAKAN ATEŞ
DENİZBANK GENEL MÜDÜRÜ

“MUAZZAM BİR DEĞİŞİM VAR”

“Bankacılık deyince dijitalleşme çok önemli. Evet, Başöğretmen Atatürk; ama şimdi benim başöğretmenim 11 yaşındaki kızım Damla. Tersine mentorluk diye bir programımız var ve onlardan çok şey öğreniyorum. İşlemler dijitalleşiyor ve bu konuda aktarabileceğim 4 ana madde var. Müşterilerin dijitalleşmesi, ikinci konu 15 yıl önce marka değeri olarak baktığınızda tepede Coca-Cola, Walmart vardı. Artık tepede Google, Amazon, Apple, Facebook gibi teknoloji şirketlerini görüyoruz. Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinde insan önce karnını doyurur. Kişi açsa, aslan olan kafese girer ekmeğini alır. Şimdi ben tereddütteyim. Aç bir insana bir akıllı telefon bir de somun ekmek verelim. Gençler arasında tahminimce akıllı telefonu alacak çok kişi çıkar. Yani iş çığırından o kadar çıktı ki eş zamanlı olarak adamın biri Japonya’da gitar çalıyor, kadın Barcelona’da şarkı söylüyor. 5G dediğimiz muazzam bir teknoloji var. İş modelleri komple dijitalleşiyor. Nüfusun yüzde 42’sinin 4 yıl öncesine kadar banka hesabı yoktu. Bu rakam şu anda yüzde 31’e indi. 4 yılda yüzde 10 muazzam bir değişim. Kendi sistemimizi API’lere açtık. İki genç adam bir aplikasyon geliştiriyor. Plug and play dediğimiz bir sistem. İş birliği yapıyoruz. Yalnız kovboy yaşayamaz. Herkesin iş birliğine gitmesi lazım. Rekaberlik diyoruz buna rekabet ve beraberliğin birleşmesi bu. Ama birbirimize kolayca açılamıyoruz. İş, robot süreç otomasyonuna geliyor. Bir arkadaşımızın bir günde yaptığı işi saliseler içinde çıkarıp rapor haline getirebiliyor. Üreten, tüketen arasında medeniyet farkı oluşacak. Ya treni yakalayacağız ya kolonizasyona uğrayacağız. Spatial intelligence denilen bir şey var. 5G deyip geçmeyin. Mesela bu toplantı için bir Bakanımız yanımızda oturabilirdi veya kürsüden hitap edebilirdi buraya gelmeden. Bir duvar mesela; ama bakıyorsunuz sadece bir delik. Gözlükle baktığınızda orada bir ATM. Nakit fazla kullanılmayacak; ama isterseniz bunu yapabileceksiniz. Buradan gittiğimiz yer singularity (eşsizlik)… Yapay zeka insanın önüne geçiyor. Bunlarla mücadelenin yolu yapay zekayı kendi beynimize nakletmek olacak diye düşünüyorum. Öğrenen, demokratik rekabete izin veren ve kendi ekibinden öğrenen liderlik tipiyle dijital çağı yönetebiliriz.

“GERÇEKLİKTEN KAÇAMAZSINIZ”

Gerçeklikten kaçma şansımız giderek azalıyor. Hakan Ateş Denizbank yazın… Arama motorlarında 160 binin üzerinde veri var. Siz sizden kaçamıyorsunuz; siz gibi olmak zorundasınız. Z kuşağı geliyor. Oğlum 29 yaşında ve biz ikimiz kızımızdan öğrenmeye başladık. Gündem çok hızlı gelişiyor. Baştan beri konuştuğumuz şekilde çevik olmak ve iş birliği yapmak gerekiyor. Ruslarla birlikte Stanford’a her yıl 10 gün gidiyoruz. Beş yıl önce gittiğimizde bayağı bir geridelerdi. Yaklaştılar; şimdi öne geçtiler. Biz hala ‘Milli cüzdan’ diyoruz ‘E-devleti entegre etmek’ten bahsediyoruz; ama dünya buraya gidiyor. Bu kadar insan ne yapacak; robotlar tüm işleri yaparsa? Böyle bir şey yok. Diyelim çelik icat edildi, top dökmüyorsunuz da okla çarpışıyorsunuz. Bu bir opsiyon değil bizim için. Bu teknolojiyi alabilmek için çok önemli bir insan kaynağımız var. Her ne kadar patentlerde çok gerideysek de insan kaynağımız çok iyi. Bunların devlet kademesinde, devlet organizasyonuyla

yapılması lazım. Nasıl ki ABD devlet başkanı Chief Digital Officer atıyor, bizim de benzer işleri süratle yapıp entegre olmamız lazım. 5G geldiğinde bir diziyi indirmek neredeyse online izlemek kadar hızlı olacak. Uzay Yolu dizisindeki ışınlanma dışında her şey gerçek oldu neredeyse. Aslında hologoramla bir toplantı yapılabiliyor artık; yani ışınlanma da gerçek. Havada mobilite olacak. Gözlüklerin geliştirilmesiyle ‘ATM nerede?’ dediğinde hemen gösterecek. Önünüzden geçen adam için ‘Bu adam kimdir’ diye soracaksınız Google’a, anında yanıtı alacaksınız.”

© 2019 Uludağ Ekonomi Zirvesi. Tüm hakları saklıdır. - VERİ POLİTİKASI