TÜRKİYE’Yİ NE BEKLİYOR?

TÜRKİYE’Yİ NE BEKLİYOR?

ALİ TAHA KOÇ
CUMHURBAŞKANLIĞI DİJİTAL DÖNÜŞÜM OFİS BAŞKANI

TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ ÇAĞ ATLATIYOR
“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle artık yeni bir sistem kurduk. Bu sistemde dijital Türkiye ve siber güvenliğin koordinasyonu için aynı zamanda milli yazılımların geliştirilmesi ve bunların yaygınlaştırılması anlamında çalışmalar yapmak üzere bir Dijital Dönüşüm Ofisi kuruldu. Amacımız yeni sistemde ülkemizin teknolojik altyapısına katkı sağlamaktı. Türkiye’de BT’deki bir birimlik büyümenin, toplam ekonomiye 1,8 veya 2 birimlik bir katkısı olduğunu görüyoruz. 2023 hedeflerini yakalayabilmemiz için de mutlaka BT teknolojilerine olan yatırımlarımızı artırmamız gerekiyor. Bunu kamuda da yapmalıyız. Kalkınma Bakanlığı’nın 2018 yılında hazırladığı raporlara bakarsak, şimdi ismi Strateji ve Bütçe Başkanlığı oldu, 2018 yılında yaklaşık 5 milyar TL’lik kamu yatırımı yapıldı. Bunun yeterli olduğunu düşünmüyoruz ama iyi bir başlangıç ve her yıl bu yatırım artarak devam ediyor. BT’ye yatırımın ekonomide iyileşmeyi sağladığını biliyoruz. Büyümeye indikatör ve katalizör olduğunun farkındayız. Dünyaya baktığımızda da aynı durum söz konusu… 2018 yılının en değerli markalarına bir bakın… McDonalds’ı çıkardığımız zaman, geri kalan şirketler teknoloji alanında faaliyet gösteriyor. En önemlisi bu 10 şirket içinde artık sadece Amazon, Facebook, Google, Microsoft gibi Amerikan kökenli şirketler yok. Çin’den Tencent gibi 490 milyar dolarlık pazar değeriyle neredeyse J.P. Morgan Chase’den de büyük bir şirket de yer alıyor. Şunu iyi anlamamız gerekiyor: Twitter’ın sosyal medyada yaptığı bir değişim veya Alibaba’nın ticarette yaptığı bir değişim artık ekonomimizde çağ atlatmaya yetebiliyor.

12 MİLYAR DOLARLIK CİRO
Biraz da örneklerle gitsek daha iyi olacak. Herkesin bildiği gibi Nisan 2012’de kurulan ve üç yıl önce satılan Candy Crush, herkesin sevdiği ve 5,9 milyar dolara satılan bir oyun şirketi. Eğer şu anda karşılaştırma yaparsak şu anki fiyatlarla yaklaşık 250-260 tane F-16 alabiliyoruz bu parayla. Günümüzde artık F-35’ler daha popüler. 60, 70 tane de F-35 alabiliyoruz. Yani bir Candy Crush oyunuyla savunma sektöründeki çok büyük harcamalarımızı karşılayabiliyoruz. Yine oyun sektöründen gidelim. Aynı şekilde baktığımız zaman Minecraft oyununun da bir Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün ihale miktarına gittiğini düşünürsek artık teknolojiye yatırım yapmanın ve teknoloji yoluyla gelişmeyi sağlamanın önemini görmüş oluyoruz. Deloitte’un 2018’deki raporlarına baktığımız zaman Türkiye’de bu konuda birleşmeler ve büyümeler devam ediyor. Yaklaşık olarak 12 milyar dolarlık bir ciroya ulaştık. Özellikle genç nesil potansiyelinden dolayı oyun sektörü daha da büyüyecek. Mesela Zynga geçen yıl Türk mobil oyun girişimi Gram Games’i 250 milyon dolara satın aldı. Çok güzel bir gelişme de 2019 yılının başında Microsoft bir Türk yazılım şirketi olan Citus Data’yı satın aldı. Tabii bunlar güzel örnekler. Ama Dijital Dönüşüm Ofisi olarak bu örneklerin sayısının artmasını ve daha çok gündemde olmak istiyoruz.

DİJİTAL DÖNÜŞÜM SAĞLANMALI
Şöyle bir durum var: Dünyada dijital endeksi yukarıda olan ilk 15 ülke, marka değeri en yüksek olan 100 markanın 80’ini çıkarıyor. Yani marka değeri yüksek şirketler ancak dijital dönüşümünü sağlamış ülkelerden çıkabiliyor. Biz ülke olarak dijital dönüşümümüzü sağlayabilirsek bu markaların bizim ülkemizden çıkma olasılığı da artacaktır. İlk önce teknolojik şirketler üretmemiz lazım. Onun için de dijital dönüşümü sağlamamız lazım. Peki bu 15 ülkeye baktığımız zaman ortak bir özellik
görüyor muyuz? Gördüğümüz şeylerden bir dijital dönüşüm organizasyonları var. İkincisi; yapılan dönüşüm çalışmalarının hepsi ortak bir çatı altında toplanıyor. Üçüncüsü kamuya ve özel sektöre doğru ilerleyen kılcal damarlara kadar bu stratejiler rahat bir şekilde aktarılıyor. Belki de en önemlisi olan dördüncüsü ise teknik yeterlilik. Yani insan kalitesi ve teknoloji anlamında yeterlilik var. Şimdi bunlara baktığımız zaman aynı şeyi TÜSİAD’ın en son hazırlamış olduğu raporda, Dijital Teknolojiler ve Ekonomik Büyüme raporunda da görüyoruz. Yani bu dört faktörün oluşması dijital dönüşüm için olmazsa olmaz. Son olarak günümüze baktığımız zaman Türkiye’de yaklaşık olarak her yıl mutlaka kamu kurumlarımız kendi yerel ihtiyaçları gereği dijital dönüşümle ilgili projeler geliştiriyor. Bazı güzel işler değil, çok güzel işler de yapılıyor. Ancak makro bir koordinasyon olmadığından dolayı bu çalışmalar yerel kalıyor. Amacımız Dijital Dönüşüm Ofisi sayesinde koordinasyonu sağlayarak küresel uygunlukta çalışabilmek. Şöyle bir şey söyleyeyim: Sağlık Bakanlığımızın güzel dijitalleşme çalışmaları var ama Sağlık Bakanlığımız eğer nüfus vatandaşlıktan bilgileri almazsa, SGK’dan ya da Adalet Bakanlığı’ndan bilgi edinmezse ne yazık ki toplam bir strateji uygulama şansımız kalmaz. Şu ana kadar yapılan çalışmalarda yaşadığımız önemli sorunlar kamu kurumları arasındaki irtibatsızlık. Yapılan güzel projelerin paylaşılmaması. Veri paylaşım sorunları. Dijital Dönüşüm Ofisi olarak bu sorunların üzerine gideceğiz.” birincisi, yüksek bir kurumsal otoriteye bağlı

ALİ TAHA KOÇ
CUMHURBAŞKANLIĞI DİJİTAL DÖNÜŞÜM OFİSİ

“OYUN DEĞİŞTİREN TEKNOLOJİ” YANLIŞ ALGI

Şu anda baktığımız zaman günümüzde en “oyun değiştirici” teknoloji yapay zekâdır. Yapay zekâyı basitçe makinelerin insan gibi öğrenip hareket etmesi olarak tanımlayabiliriz. Ben bu konudan bahsederken hep bir üçleme yaparım. Bir şeyin yapay zekâ olup olmadığını anlamak için öğreniyor mu, sebep sonuç ilişkisi kuruyor mu ve kendi başına hareket ediyor mu bunlara bakmak lazım. Şu anda mesela geliştirilmiş otomasyonu yapay zekâ olarak algılıyoruz.

ÇOCUĞA BENZİYOR Bir analoji olarak da bunu bir çocuğa benzetirim. Çocuk doğar, bir şeyler öğrenir. Ama bilmediği için ilk önce sobaya ya da sıcak bir yere gidip elini değdirir. Sonra canı yanınca bir sebep-sonuç ilişkisi çıkarır ve bir daha o sobaya dokunmamayı öğrenir. Ama hep kendi başına hareket eder. Yapay zekanın geleceğinde Türkiye’nin de rol alması gerektiğini ve günümüzde artık yapay zekânın kullanılmayacağı bir ortamın olmayacağını da görüyoruz.

VERİ ÖNEMLİ Ancak şöyle de bir durum var: Yapay zekânın olabilmesi için en önemli şeylerden birisi de veri. Veri ve matematik modelleme. Çünkü yapay zekâlı bir ortam bulduğunuz zaman sadece o belirli işi çok zekice veya çok doğru bir şekilde yapabilecek, her şeyi tastamam yapabilecek bir yapay zekâ hala yok. Ancak belirli bir konuda, matematik modeli olan bir konuda yapay zekâ olabilir. Biz artık Dijital Dönüşüm Ofisi olarak bu konuda çok yoğun bir çalışma içindeyiz. İlk yaptığımız şeylerden biri de kamunun veri sözlüğünü oluşturmak.

ZAFER SÖNMEZ
TÜRKİYE VARLIK FONU GENEL MÜDÜRÜ

“VARLIK FONU KİLİT TAŞIDIR” 

“Bana hep ‘Varlık Fonu nedir’ diye soruyorlar. Belki de 1923’ten bu yana Türkiye finans sektöründeki en heyecanlı hikaye Varlık Fonu’dur. Baktığınızda hiç kimsenin tanımlayamadığı, ne olduğunu bilmediği bir iş yapıyoruz. Ama dünyada bunun örnekleri mevcut. Biz fonu dünya standardına getirmeye çalışıyoruz. Ben tarihi çok severim. Romalılar dünyada bir şeyi bulmuş. Aslında o buldukları şeylerle büyük binaları yapabilmişler. Bu nedir? Her gün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önünden geçiyorsunuz. Orada bir su kemeri var: Valens Su Kemeri. Su kemerinin yapılabilmesi için çok basit bir şey gerekiyor: Kilit Taşı. Romalılar mimaride kilit taşını bulmuşlar. Varlık Fonu nedir diye sorarsanız; Varlık Fonu, Türkiye ekonomisinin mucize çözümü değildir. Ama Türkiye ekonomisindeki en önemli kilit taşlarından bir tanesidir. Bu kilit taşını bulduktan sonra büyüterek biz su kemerleri, Ayasofya’lar yapacağız. İşin özeti budur. Aslında işe ilk geldiğimizde “Varlık Fonu ne yapacak” diye bana sorduklarında ben ters bir analoji kullanmak istedim. Varlık Fonu ne değildir onu anlatayım, sonra ne olduğunu bulalım. Varlık Fonu bir banka değildir. Kredi vermez. Merkez Bankası hiç değildir. Para politikası belirlemez. Hazine değildir. Devlet için borç bulmaz. Emeklilik fonu değildir. Buraya maaşlarınızdan kesintiler gelmez. Özelleştirme İdaresi değildir. Tüm bu kurumlar çok değerlidir. Varlık Fonu bu beşliye tamamlayıcı ekonominin kilit taşlarından biridir. İşin kısa özeti bu. Biz ilk geldiğimiz gün yetki ve yol haritasını tanımlayalım istedik. Dedik ki kafa karışıklığı olmasın. Hepimiz ÖSS, ÖYS sınavlarına girdik. Varlık Fonu’nun cevap anahtarını tanımlamamız lazım. Cevap anahtarını koyalım ki önümüze bir şey geldiğinde o cevap anahtarına uyuyor mu, uymuyor mu, bunu anlatalım. İki dakikada anlatacağım ama biraz zor.

STRATEJİK YATIRIM PLATFORMU 

Varlık Fonu, Türkiye’nin stratejik yatırım platformudur. Varlık Fonu, Türkiye’nin finansal güç merkezidir. Bunun için sermaye arar. Peki Türk şirketlerini bölgesel ve küresel liderler haline nasıl getiririz? Burada hep borçlulukla ilgili çözümler ortaya konmuş. Aslında buna sermaye perspektifinden bakan devletin elindeki bir araç Varlık Fonu. Üstelik etkili bir araç… Bunun yanında piyasaları derinleştirme ve iyileştirme gibi bir görevi var. Bunu nasıl yapacak? Bunu finansmanla yapacak. Finansman da hem borç, hem sermaye formunda gelecek. Borç formunda olmasının nedeni şu: Bu platformun altındaki her şey sermaye. Sermayenin de maliyeti var. Onun için buranın ağırlıklı ortalama sermaye maliyetini düşürmemiz gerekiyor. Bugün Türkiye’deki aile şirketleri nasıl büyüdüyse, Devlet A.Ş.’yi de büyüteceğiz. Bu terimi seven oldu, sevmeyen oldu… Biz bu anlattığım şekilde büyüyeceğiz. Varlık Fonu’nun rakamlarını da bu yılın ortasında yıllık rapor olarak anlatacağız size. Varlık Fonu değerlendirilecek. Varlık Fonu daha şeffaf bir hale gelecek. Bu bize çok daha derinlik kazandıracak. Son olarak bunları neyle yapabiliriz? Sadece tek bir şeyle yapabiliriz: Bizim gibi kurumların tek sermayesi vardır: İnsan kaynağı. Doğru insan kaynağını buraya koyduğumuzda bu platform büyüyecek ve hepimizin gurur duyacağı bir noktaya gelecek.”

DR. ÖMER FATİH SAYAN
T.C. ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKAN YARDIMCISI

5G’DE NELER OLUYOR?

SAĞLAM ALTYAPI LAZIM 5G ile birlikte haberleşme teknolojileri geleneksel ses, veri, görüntü iletiminden farklı bir boyuta taşınacak. Tarımdan sağlığa, inşaattan eğitime tüm alanlarda kartlar yeniden dağıtılacak. Biz Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 5G ile ilgili altyapının çok sağlam oturtulmasını sağlamak istiyoruz. Aynı zamanda 5G’ye yerli ve milli imkânlarla nasıl ulaşırız diye bakıyoruz.
GECİKMELER AZALACAK Gelecekte milyarlarca nesne, makinelerle birlikte şebekeye dahil olacak. 2025 yılı itibarıyla 100 milyarın üzerinde farklı bağlantı olacak ve bu bağlantıların sadece yüzde 10’u ses iletişimi olacak. Makinelerin birbirlerine bağlandığı bir dünyadan bahsediyoruz. 5G ile birlikte gelen en önemli yenilik aslında gecikmenin azalmasıdır. Yani ben buradan Hakkari’deki bir cerrahi ameliyatı yapabileceğim ya da bir dağda maden çıkarmak üzere kepçeyi benim şoförüm burada oturup kullanacak. Bu, iş yapış tarzımızı çok daha farklı hale getirecek.
MAKİNELER BİRLEŞİYOR Bu anlamda makineler birbirleriyle birleşiyor. Biz ne yapıyoruz Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak? Öncelikle ODTÜ, Hacettepe, Bilkent üniversitelerimizle birlikte 5G Test Vadisi’ni kurduk. Orada 5G ile ilgili ilk denemelere başlandı. 5G’nin standartlaşmasıyla ilgili çalışmalar 2016’da başladı. İşte bu yılın sonunda Türkiye’de kullanılacak frekanslar belli olacak. 2020 yılında 5G ile ilgili ticari kullanımın da olduğu ilk denemeyi yapmış olacağız. Biz şunun sözünü verdik: 5G’ye geçen ilk 10 ülkeden birisi Türkiye olacak.

PROF. DR. GÖKSEL AŞAN CUMHURBAŞKANLIĞI FİNANS OFİSİ BAŞKANI/FİNANS MERKEZİ İSTANBUL

“BİRÇOK ŞİRKETİ BURAYA ÇEKEBİLİRİZ”

HIZLI OLAMADIK İstanbul’un bir finans merkezi olması Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığından beri aklında olan bir şey. Ama biz maalesef projeyi henüz tamamlayamadık. Siz yeterince hızlı olamazsanız, birileri sizin yerinizi alır. Yine de İstanbul başka bir yer. Eğer İstanbul’da ekosistemi iyi bir stratejiyle oluşturabilirsek ve bunu mümkün olduğunca hızlı şekilde yaparsak, emin olun 2023’e geldiğimizde bizden daha hızlı ilerlediler dediğimiz birçok finans merkezindeki şirketi buraya çekebiliriz. Gelirler. Çünkü İstanbul gelinmeyecek bir yer değil.
BİTMEYEN İNŞAAT Finans merkezinde ne yapacağız? Ümraniye’de bir türlü bitmeyen bir inşaat alanı var. Onu artık bir an önce bitirmek lazım. Onunla ilgili birtakım sıkıntılar mevcut. 2023’e kalmadan, hatta 2022’nin içinde o işi bitireceğiz. Ancak bu iş Ümraniye’de bir inşaat bitirme meselesi değil. Bu projenin inşaat yüzünden başarısız olma gibi bir durumu yok. Bizi bıraksalar dünyayı yeniden inşa edeceğiz.
VİZYON İNŞAAT DEĞİL Vizyon inşaat değil. Vizyon başka bir şey. Finans merkezleri finansın kaynağı filan değil. Biz Türkiye’deki tasarruflar üzerinden bir finans merkezi kuracak olsak Ümraniye bile çok gelir! İki tane bina koysak zaten yeter. Mesele o değil. Mesele dünyadaki o finansal kaynakların geçiş yolu olabilmek. Yani finansı bir yerden alıp başka bir yere götüren bir yer haline gelebilmek. Bunu yaptığınızda zaten oradan size kalanlar finansman ihtiyacımızın önemli bir kısmını karşılıyor. Ne olur Ümraniye’nin önünden geçerken “vinçler çalışmıyor, inşaatta hareket yok” diyerek İstanbul Finans Merkezi hakkında olumsuz şeyler düşünmeyin. Olaya daha makro açıdan bakın. Daha bir ekosistem olarak bakın. Çünkü biz öyle bakıyoruz.

ÖMER FATİH SAYAN
T.C. ULAŞTIRMA VE ALTYAPI
BAKAN YARDIMCISI

BÜYÜK ATAK 

“Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ülkedeki kara, demir, hava, deniz yolları ve iletişimin altyapısını oluşturarak tüm sektörlerin önünü açacak hamleler yapar. Konfüçyüs’ün çok sevdiğim bir sözü var: Sevdiğiniz işi yapıyorsanız bir gün bile çalışmış sayılmazsınız. Bu inançla ve azimle, demin bahsettiğim tüm bu alanların yatırımcılar ve vatandaşlarımız için en iyi seviyeye gelmesine çalışıyoruz. Son 17 yılda toplam 537 milyar TL yatırım yapıldı ve 2019 bütçemiz 23,2 milyar TL. Bu yatırımların öncelikli alanları arasında ulaştırma var. Son 17 yıla bakacak olursak karayolunda bölünmüş yollar sadece 6 ili birbirine bağlarken bugün 76’ya, uzunluk olarak da 6 bin 100 kilometrelerden 26 bin 409 kilometreye yükseldi. Otoyol uzunluğuna bakacak olursak bin 714 kilometreden 2 bin 742 kilometreye yükseldi. Demiryolunda ise 12 bin 740 kilometrelik bir ağımız var. Sadece Marmaray’da günde 180 bin yolcuyu geçtik. Bugüne kadar 295 milyonu aşkın yolcu demiryollarından faydalanmış oldu. Dünya ortalamasının üç katı oranında gelişen bir havayolu sektörümüz var. Yüz akımız Türk Hava Yolları (THY) marka değerini yükseltti. Yapılan çalışmalar sadece bununla sınırlı değil. Havayolu sektörüne yeni havalimanları kazandırılmakla kalınmadı. Atıl havaalanları da faaliyete geçirildi. Geçtiğimiz günlerde Çıldır’da uçuş okulumuzu ziyaret ettim. Türk Hava Yolları’nın bir uçuş okulu var. Aynı gün Aydın’da bir çağrı merkezinin açılışını yaptık. Çağrı merkezimizde asgari ücretle ya da asgari ücretin bir miktar üstünde çalışmak üzere insanlarımız istihdam edilirken havacılık okulu, uçuş okulu mezunu pilotlarımız bunun yaklaşık 15-20 katı yüksek ücretle istihdam edilecek. İkisi de Aydın’da. Buradan yola çıkacak olursak yüksek katma değeri olan yatırımlara ve bunların önünün açılmasına büyük önem veriyoruz. Havalimanı sayımızı 26’dan 56’ya çıkardık. Dış hatlarda 6 havayolu işletmesinin 122 ülkede 316 noktaya uçması, iç hatlarda 7 merkezden 56 merkeze uçulması, havacılık sektörü cirosunun 2,2 milyar dolardan 24,3 milyar dolara yükselmesi ve sektörde istihdam edilen kişi sayısının 65 binden 196 bine çıkması yapılan yatırımların sonuçlarını gösteren rakamlar olarak öne çıkıyor.

HER EVE GENİŞ BANT
Denizcilik açısından da şu bilgileri verebiliriz: Tersane sayısı 37’den 78’e çıktı. Türk sahipli deniz filomuz da 8,9 milyon DVT’den 28,6 milyon DVT’ye, gemi sayısı 571’den bin 511’e çıktı. İletişimde ise 300 bin kilometreyi geçen fiber altyapımız oldu. Geniş bant abone sayımız 20 binden 72 milyona çıktı. 2023 Vizyonu olarak biz her eve geniş bandın gelmesiyle en az 100 megabitlik bir internet altyapısı istiyoruz. İnternet altyapısı niçin önemli? Bakın, şimdiye kadar insanlar ev ararken ulaşım ağlarına yakınlık, trafiğin olmaması, evin rahatlığı, konforu gibi faktörlere bakıyordu, artık fiber altyapısı olup olmadığına da bakıyor. Biz her eve geniş bandın gelmesi için çalışıyoruz. Dijital dönüşümde önemli olan dalgayı yakalamak… Bu dalgayı yakalarsak kıyıya ulaşmamız kolay olur. Dalgayı yakalayamazsanız ne kadar çabalarsanız çabalayın kıyıya ulaşamazsınız. Sadece geçen yıl oyun ihracatımız 1 milyar doları aştı. İletişim alanında biz data, data sahipliği, datanın kullanılması, bunun analiz edilmesi ve verimli şekilde kullanılması noktasına odaklandık. Önümüzdeki süreç tamamen data üzerinden şekillenecek. Datasına sahip olanlar, ülkelerini çok daha iyi biçimde yönetecek. Bu noktada da vizyon olarak diyoruz ki: ‘Türkiye’nin datasının Türkiye’de kalmasıyla ilgili tüm yatırımlarımızı yapıyoruz.’ Yerli ve milli olmaya çok önem veriyoruz. Kimi Endüstri 4. 0 diyor. Kimi farklı isimler takıyor ama biz Milli Teknoloji Hamlesi’yle gerek ulaşım, gerek iletişim alanında 2023’te en iyi noktaya ulaşmak için çalışıyoruz.”

PROF. DR. GÖKSEL AŞAN
CUMHURBAŞKANLIĞI FİNANS OFİSİ BAŞKANI

“DEVLETİ HIZLANDIRMAKTAN BAŞKA ÇARE YOK”
“Öncelikle neden böyle bir ofisinin kurulması gerekliliği ortaya çıktı? Biraz bundan bahsetmek isterim. Dünya çok garip dönüşümler geçiriyor. Kendisine bir yön belirleyip oraya doğru gidiyor. Sonra bir bakıyorsunuz, oradan başka bir yöne sapmış. Sonra bakıyorsunuz, geldiği yere geri dönmüş. Şu anda da benzer bir durum var. Ben 3-5 yıl ya da daha önce burada böyle bir konuşma yapıyor olsaydım, büyük olasılıkla devletlerin yavaş yavaş ortadan kalkacağı, sınırların kalmayacağı bir ortamdan bahsederdim. Bugün burada konuşurken devletlerin artık eskisinden neredeyse daha güçlü hale geldiği, sınırların da eskisinden daha keskinleştiği bir dünyadan bahsediyoruz. Sınırların ortadan kalkmamasının en büyük nedeni; en büyük güç olan devlet zaten buna izin vermedi. Yani aslında sınırların yok olması insanlığın gördüğü bir rüyaydı. Devletin elinde o büyük güç varken karşısındakilere ‘Yahu bunlar da gelsinler, beni küçültsünler’ demesi mümkün değildi. Bütün dünyada da böyle bir şey olmadı. Belli ki çok uzun bir süre daha böyle bir şey olmayacak. Bununla beraber çok önemli bir sorun daha ortaya çıktı: Hız sorunu. Yani büyüklükten, ihtişamdan çok daha vahim bir konu oldu bu. Hızlı olmadığınız sürece birçok şeyi kaybediyorsunuz, birçok şeyi ıskalıyorsunuz. Belki o ıskaladığınız şeylerden bazılarını yakalayabilirsiniz ama sizden daha hızlı olanlar, sizden çok daha fazla yol almış oluyor. Şimdi devlet denilen örgütle kalın ve keskin sınırlarla uzun süre yaşamaya devam edeceksek ancak bir taraftan da hızın öneminin arttığı bir dünyaya doğru da gidiyorsak, o zaman elimizde tek bir alternatifkalıyor: Devleti hızlandırmak. Başka çare yok. Bir sürü mekanizmayı değiştireceksiniz. Yeni organizasyonlar oluşturacak, alışkanlıkları değiştireceksiniz. Hatta bazı organizasyonları tamamen ortadan kaldıracaksınız. Ama bu sırada bir sürü şeyi de yıkacaksınız, belki bir sürü insanı kıracaksınız… Bildiğimiz koca organizmayı hızlı hale getirmemiz lazım. Yani buradaki hikaye bu. Şu anda kurulan bu yeni sistem de bu tespit uyarınca oluşturuldu.

“YENİ DÖNEMDE HIZ ÖNEMLİ”
Tabii şu çok önemli: Çok hızlı karar aldığınız zaman, haliyle hata yapma ihtimaliniz artıyor. Fakat faydamaliyet analizinde öyle bir yere geldik ki hızlı olmadığınız zaman kaybettiklerinizle o hız sırasında aldığınız yanlış kararlardan ötürü kaybettikleriniz neredeyse kıyaslanmaz hale geldi. Bu nedenle de evet, bu oluşturulan yapılar birtakım kararları devletin bugüne kadar alışık olmadığı biçimlerde alacak. O biçimlerde alırken de belki önemli hatalar yapacaklar. Ama çok daha önemli bir şeyi beraberinde yapacaklar: O kararları eskiden alındığından çok daha hızlı bir şekilde alacaklar. Bizim ofislerimiz de Cumhurbaşkanımızın biraz bu tespitlerden hareketle oluşturduğu yapılar. Sadece ofisler değil, diğer o yapılar, başkanlıklar gibi bütün bu örgütlenme aslında biraz bu tespitle ortaya çıktı. Bu ofisler doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı çalışıyor. Bildiğiniz üzere dört ofisimiz var: İnsan Kaynakları Ofisi, Dijital Dönüşüm Ofisi, Finans Ofisi ve Yatırım Ofisi. Yatırım Ofisi eski yatırım ajansımızın yeni dönüşmüş hali. Bu ofislerin doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı olması karşılaşılacak sorunları çok daha hızlı çözebilme kabiliyetini beraberinde getiriyor. “Niye bu dört alan seçilmiş” derseniz; ben Cumhurbaşkanımızın adına konuşmayayım ama, bu dört alan gerçekten en hızlı kararları almanız gereken alanlar. Finans Ofisi de o sistemin içinde yer alan unsurlardan bir tanesi.”

© 2019 Uludağ Ekonomi Zirvesi. Tüm hakları saklıdır. - VERİ POLİTİKASI