YATIRIMIN LİDERLERİ

YATIRIMIN LİDERLERİ

Ekonomilerdeki belirsizlikler, Türkiye özelinde ise kur ve ekonomik sıkıntılar, geleceği
öngörmeyi zorlaştırıyor. Ancak bütün bu belirsizliğe ve zor koşullara rağmen yatırıma
devam eden şirketler de var. “Yatırım Liderleri” panelinde işte bu şirketlerin stratejilerini
masaya yatırdık. Oturum sponsorluğunu Citibank’ın yaptığı, YDA Group
Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan’ın moderatör olduğu panelde,
yatırıma devam edenler, hangi projeksiyona göre yatırım yapıyor; Türkiye ve dünyada
nasıl bir büyüme beklentisine sahipler, sorularının yanıtları arandı.

ELİF ÇOBAN
ŞÖLEN GRUBU CEO’SU

“KRİZLERDEN HEP BÜYÜYEREK ÇIKTIK”

“2018, zorlu bir yıldı. Fakat 2018’i yüzde 46 büyüme ve 1,3 milyar TL ciroyla kapattık. 2019’da keza yüzde 50’ye varan büyüme ve 2 milyar TL net ciroya koşan firma olma hedefimiz var. 2018, her türlü zorluğa rağmen bizim için güzeldi. 30 yıldır çift haneli büyüyoruz. Biliyoruz ki global ekonomilerde her 10 yılda bir kriz olur. Biz bu krizlere bakmıyoruz ve uzun soluklu düşünüyoruz. Krizlerde kendi işimize odaklanıyoruz ve ‘Olumsuzlukları nasıl olumlu yöne çeviririz?’ diye bakıyoruz. Böylelikle krizlerden hep büyüyerek çıktık. Atıştırmalık sektöründe rekabet fazla. Büyümek için de farklılaşmak gerek. Bunun için de yatırım ve inovasyon gerekli. Katma değerli ürünler üretmeliyiz. Başarımızdaki faktör bu. Son 7 yılda 760 milyon TL ki bugünkü kurla 300 milyon dolarlık yatırım yaptık. Kapasite artışından ziyade gıda güvenliği alanında entegre ve endüstri 4.0’a uygun bir tesis yaparak dünyada bu alandaki ilk üç tesisten biri olduk. Dünyadan Gaziantep’e gelip bizi inceliyorlar. Altyapısı çok güçlü bir fabrika kurduk. Yatırımlar tamamlandı. Bundan sonraki süreç, satış ve pazarlamaya odaklanma olacak. Global hedef, öyle kolay değil. Öncelikle bölgesel hedefleri başarmalıyız. Çok yol aldık ve Turquality etkisiyle iyi bir yere geldik. Bugüne kadar altyapı ve gıda güvenliği yatırımları yaptık. Endüstri 4.0 teknolojisine sahipseniz tesis bilgileri hızlı alınıp doğru işlenmeli. Hız çağındayız. Son 10 yıldır hukuka çok önemli yatırım yaptık. Fikri ve sınai haklar anlamında birikim sahibi olduk. Ürünlerimize de sahip çıkmamız gerekiyor. Şu anda yakın coğrafyalar ve dünyadan pek çok firmanın bizden know how almak için ‘Gelin ortaklık yapalım’ teklifleriyle gelmesi gurur verici. Bugün iyi bir yerdeyiz. Bundan sonraki hedeflerimiz çok daha fazla. Emekleme döneminden artık yürüme ve koşma dönemine geçme zamanı geldi. 100 ülkeye ihracatımız var evet; ama ihracatçı oluşumuz nedeniyle bu kadar başarılıyız.

NASIL BAŞARDIK?

Dünyadaki firmalar ve rekabet bize bunu gösterdi. Bundan sonra bakacağımız yerleri ve hedefleri belirledik. Bulunduğumuz pazarlarda derinlemesine pazarlama ve marka stratejisiyle büyümek istiyoruz. Özellikle Avrupa ve Amerika’ya odaklanma stratejimiz var. Şekerleme sektöründeki 72 milyar dolarlık büyüklüğün yüzde 80’i, Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinden geliyor. Türkiye’nin ihracat verileri ise yüzde 0,5. Bu demektir ki buraya ağırlık verdiğimiz zaman çok büyük potansiyel var. Pazarlarda derinlemesine çalışmakla birlikte Avrupa ve ABD’ye odaklanma stratejisiyle ilerliyoruz. Endüstri 4.0 yatırımı da zaten bu stratejinin bir ürünü. 2018’de endüstri 4.0’ın nimetlerinden yararlandık. 30 ülkede 15 bini geçen noktada var olduk. Bundan sonraki süreç satış ve pazarlamaya yönelmek. Orta Doğu, Azerbaycan Kuzey Afrika, Dubai’de bölge temsilciliklerimiz vardı. 2018’de İngiltere ve Almanya ofislerimizi kurduk. Temel amacımız buralarda büyümek, fakat kendi adıma da gurur duyduğum şey ülkeye katma değer getirebilmek. Türkiye’de sektörün ihracat lidereyiz; ama fiyatla yarışmıyoruz. Türkiye’de kg satış fiyatı 2 dolar. Bizim ise yaklaşık 3,75 dolar. Avrupalı ürünlerin bile fiyatlarının üzerinde. Katma değerli bir ürün satıyor olmak nedeniyle Avrupalılardan daha üstün bir ürün üretebiliyor olmamız sayesinde buralarda hızlı büyüyeceğimiz dönemin başlayacağını düşünüyoruz.”

“FARK YARATMALIYIZ”

Dünya standardında kalite, hijyen ve gıda güvenliği, inovasyon anlamında neredesiniz? Bizim için Şölen’in altyapısı müsaade ettiği için diyorum ki, ‘Ben Avrupa ve Amerika pazarına göz koydum.’ Önümüzdeki 5 yılda 5 kat ihracat hedefini kolaylıkla koyabilirim. Fakat başka bir üretici ise diyebilir ki ‘Ben en uygun fiyata mal satmak ve ülkeme gelir getirmek istiyorum’ O zaman o da Afrika’ya yönelecektir. Bu firmanın altyapısıyla birlikte oluşturması gereken bir strateji. Kendi açımızdan şunu söyleyebilirim. Türkiye’nin dünya pazarındaki payımızı yüzde 0,5’ten yüzde 10’lara çıkarabilmemizin ilk koşulu dünya standartlarında gıda güvenliğidir. Avrupa bizden çok iyi… Bizim oralara kendi ihracat fiyatlarından daha yükseğe mal satabilmemizin tek koşulu fark yaratmak. Bu tüm sektörler için geçerli. Global bir ekonomide yaşıyoruz. Globalde sektörün neresindeyiz? Neyi daha iyi yapabiliriz? Nerede açık var? Bunları görüp yol almalıyız. Katma değer ürettiğimiz sürece de yatırımı daha kolay finanse edebiliriz.”

ALİ KİBAR
KİBAR HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

İHRACATA HIZLI DÖNÜŞ

“Seçimlerin ardından gelen bir dönemdi. İşletmelerimizi daha iyi yönetebilir formata dönüştürürken kurumsal prosesleri daha etkin şekilde devreye aldık. İç pazardaki volatilite sonrası pazar darlığını hızlı biçimde ihracat pazarlarına yönlendirmemiz avantajı oldu. Yerli para birimimizin aşırı değer kaybetmesi, sanayi üretimindeki maliyetler ve yeni pazarları, yeni fırsatları da beraberinde getirdi. Toplam ihracat oranımızı yüzde 90’a kadar artırdığımız şirketlerimiz var; grup olarak yüzde 62-65 ihracat hacmiyle yılı kapattık. Yüzde 8 civarında yabancı para biriminden ciro artırma olanağı oldu. Ekonomik volatilite, siyasi ve idari mekanizmaların aldığı tedbirlerle kontrol altına alındı ki esasında o tedbirler devreye alınmasaydı bu süreci daha uzun yaşayabilirdik. Tedbirlerin pozitif etkilerini, bu yılın başından itibaren görmeye başladık. Tedbirler geçen yılki 2,2’lik büyümeye sebebiyet verdi. Bu yıl ise 2019’da seçime yönelik süreçte iç piyasa tüketimine yönelik zafiyetler var. Ama seçim sonrası piyasaların normale döneceğini öngörüyorum. Yapılandırmalarla ilgili süreçlerin geride kalması ve finansal enstrümanların önümüzdeki süreçlerde piyasaya daha fazla likide olması da geciktirilmiş olan alım kararlarının realize edilmeye başlanacağını ve yılın ikinci yarısından itibaren büyüyeceğimizi söyleyebilirim. Bu yıl yabancı para biriminden yüzde 10 büyüme hedefliyoruz.

YENİ PAZAR ARAYIŞI

Kapasite fazlasını yeni pazarlara yönlendirmek vesileyle geleneksel pazarlarımız olan Avrupa dışında Amerikan pazarını keşfetmeye başladık. Amerika’da çok hızlı büyüyebilme imkanı gördük. Türkiye’de geleneksel pazarlar olarak hep ya Türk Cumhuriyetleri, Avrupa, MENA ve Afrika faaliyetleri olarak görülüyor. Fakat
gelişmiş pazarların hem daha istikrarlı hem pazarın oturmuş olması çok farklı işleri size getirebiliyor. ABD pazarında bazı ürün gruplarında bütün o müsait olan kapasitemizin çok daha üstünde bir talep var. Bunun yanı sıra bu yıl itibariyle Asya pazarlarına yöneldik. Özellikle Japonya çok zor görünen ama genelde ihracatçılarımızın fazla kafa yormadığı bir ülke. Örneğin Çin pazarına gıda şirketimizin bazı ürünlerini sokmak için arkadaşlar 1,5 yıl uğraştı. Çok büyük bir dağıtım zincirinin satış listesinde yerlerini aldılar ve hacim çok hızlı büyüyor. Hindistan yüzde 7’lik büyümesini sürdüren ve önümüzdeki yıllarda da aynı hacimde büyüme planları olan bir ülke. Buraların bizler için de yeni geliştirilebilecek alanlar olduğunu söyleyebilirim. Hindistan’da doğu ile batı arasında malı taşıtmak 2,5 gün sürüyor. Malın hareket maliyetleri arasında mukayese yapıldığında denizden malı göndermek çok daha kısa. Buralarda geliştirilebilecek taraflar var. Biz yatırıma devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl devreye aldığımız endüstri 4.0 konseptiyle dizayn ettiğimiz bir ambalaj tesisimiz oldu. Bazı sektörlerde bu yıl 320 milyon Euro civarında ilave yatırımlarımız var. Bu yılın kasım ayında bir fazını devreye alacağız. Sürekli olarak Ar-Ge, inovasyon ve yenilikçilikle ilgili unsurlara ve büyük veriyi endüstriyel anlamda uçtan uca nasıl daha iyi değerlendirebiliriz konseptine yatırım yapıyoruz.”

“BÜYÜK DÖNÜŞÜM VAR”

“Hibrit teknolojileri hızla yaşamımıza girecek. Akabinde elektrikli ve hidrojenliler gelecek. Endüstride büyük dönüşüm var. Bazı konvansiyonel parça tedarik sistemlerinin de iş modellerini hızlı biçimde dönüştürmesinin önemli olduğuna değinmek isterim. Enerji ile ilgili kısımda da yeni alternatif batarya veya ona uygun altyapı sistemleri de yeni faaliyet alanları olarak fırsatlar barındırıyor. Türk insanı mevcut bilgi donanım ve kültürüyle birçok rakip ülkenin insanının becereceğinden daha iyi realize edebilir konuları. Bir de işlere bakış perspektif ve açılarımıza başka pencerelerden bakabildiğimiz takdirde birçok fırsatı daha rahat yakalayabiliriz.”

NİHAT ÖZDEMİR
LİMAK HOLDİNG ONURSAL BAŞKANI

“SADECE BİTİRMEK DEĞİL İŞLETMEK İSTİYORUZ”

“İşlerimiz iyi gidiyordu. Ağustos ayından itibaren kriz dönemine girdik ve paramız önemli derecede değer kaybetti. Önemli bazı sektörlerde duraklamalar yaşandı. Paramızın değer kaybı ve iç pazardaki küçülmelerden dolayı ihracata dayalı sektörlerde önemli derecede büyümeleri de yaşadık. Bu krizin arkasından hükümetimiz, yeni ekonomik program yayınladı. Herkes tarafından uyulursa bu işin kolaylıkla atlatılabileceğini ve yine büyüme oranlarını yakalayabileceğimizi de görebiliyorduk. İyi bir büyüme beklediğimiz 2018’de üç ve dördüncü çeyrekte yine de Türkiye ekonomisi yüzde 2,2 büyümeyi sağladı. 2019’da da yeni ekonomik programa baktığımızda yüzde 2 civarında büyümeyi öngören programla yola çıktık. İlk çeyrek sonundaki rakamlar ekonomik programdaki hedefleri yakalar gibi görünüyor. 2019’un ikinci yarısından itibaren iyi günlerin geleceğine inanıyorum. Faizler düşüyor. Avrupa ve Amerika’da olanlar da bize yardım ediyor. Enflasyonda düşüş yaşanıyor; faizler düşmeye başladı. Bunlar yatırımcı gruplar için iyi haberler. Biz krize yatırım yaparken yakalandık. Ama çok şükür önemli yatırım finansmanlarını halletmiştik; ama finansmanlar 2018 son çeyreğine kalmış olsaydı çok büyük maliyetler çıkacaktı veya finansman bulamayacaktık. 2019’un ikinci yarısından itibaren yatırıma olumlu bakacağımız günlerin geleceğine inanıyorum. Birkaç sektörde çalışıyoruz ve bunların başında inşaat geliyor. İnşaatı Türkiye’de yaptığımız gibi birikimimizi yurt dışına da taşımaya başladık. Dünyanın birçok ülkesinde iş yapmaya devam ediyoruz. Afrika dahil birçok önemli projede var olduk; olmaya devam edeceğiz. Havalimanı işinde ise önemli olan
bitirmek değil işletmek. Şu anda Priştine ve Dakar havaalanlarını işletiyoruz. Yeni havalimanları yapıp orada kalıcı olmayı hedefliyoruz. Kuveyt Havalimanı’nı yapıyoruz. 2022 başında bitireceğiz; ana hedefimiz yapmak ve işletmek. Havacılık sektörü dünyada büyüyen sektörlerin başında geliyor. Son 10 yılda havacılık sektörü yüzde 10-11 büyüdü ve devam edecek gibi.

“HER ŞEY TÜRKİYE’NİN BÜYÜMESİNE BAĞLI”

Enerji yatırımlarımız Türkiye’de iyi devam ediyor. Büyütme projelerimiz var. Ama her şey Türkiye’nin büyümesine bağlı. Türkiye eski günlerine ulaşabilirse enerji yatırımlarına hızla devam edebiliriz. Turizm yatırımlarımız sürüyor. Makedonya’daki otelimiz bitti. Çimento sektöründe büyümeye, verimi artırmaya ve tesislerimizi çevreye saygılı hale getirmeye çalışıyoruz. Afrika’da iki tesis açtık. Afrika iyi bir pazar. Mozambik ve Fildişi Sahili’nde fabrikalarımız çalışıyor. Başka ülkelerde de bu yatırımları sürdürme peşindeyiz. Baraj yatırımımız var. Özsermayeyle devam ediyoruz. Maliyetler maalesef yüksek. Onları da uygun rakama düşürebilirsek yolumuza devam edeceğiz. Alınmış eski finansmanlar da olmak üzere bu yıl Limak’ta 1 milyar dolarlık yatırım planlıyoruz. Yeni sektör olarak nitelikli madenciliğe bakma kararı aldık. 1,5-2 yıldır bu konuda çalışıyoruz. Geçen yıl birçok maden sahasını aldık. Ama nitelikli madencilik yapmaya çalışıyoruz. Biz zaten madenciyiz. Çimento sektörünün dayandığı ana sektörlerden biri ocak işletmeciliğidir. Kömüre dayalı santralimiz var. Orada kömür ocaklarını işletiyoruz. Ama nitelikli maden yönünde önemli ihaleler aldık. Yatırımlara başlıyoruz. İnşallah yakın zamanda nitelikli maden üretmeye başlayacağız. Savunma sanayi şirketi kurduk. Teknoloji şirketi kurduk; yatırımını tamamladık. Çalışmalara başladık ve en önemlisi endüstri 4.0 ve yapay zeka konusunda çalışmalarımız sürüyor.”

FETTAH TAMİNCE
RIXOS HOTELS YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“TEK PAZARIN BÜYÜĞÜ OLMAMA ARAYIŞINA GİRDİK”
“Türkiye’de 2015-2017 arasında sıkıntılı süreçler oldu. 2018’de daha iyi neticeler elde ettik. 2019’da ise tarihi rekorlar bekliyoruz. Grup olarak 2015-16’da yaşadıklarımızı göz önüne alarak tek pazarda çok büyük olmamanın arayışına girdik. 2019 itibarıyla ciromuzun yüzde 40’ını içeride, yüzde 60’ını yurt dışında yapmış olacağız. Böylece kurumumuzu daha stabil hale kavuşturmuş olduk. Turizmde daha fazla iniş çıkış oluyor. Kuş gribinden siyasi gelişmelere kadar çok etki var. Minimum etkilenmek için farklı coğrafya ve ülkelere yayılma stratejisi geliştirdik ve bu yolda ilerliyoruz. Türkiye’de bir sorun yok, 4.0’ı yakaladık, dijital çağda yaşıyoruz. Eğitim sistemimiz muhteşem; yurt dışında büyüyen markalarımız var. Bunların hepsi oluyorsa Türkiye’de işsizlik niye bu durumda? Faiz niye bu kadar yüksek? Finansmanı niye çözemiyoruz? Neticede iğneyi kendimize batırmalıyız? Ben bir toplantıya giderken heyecanla giderim; ‘Acaba bir şey öğrenebilir miyim’ diye… Paralı biriyle tanışabilir miyim; bir profesyonelle tanışabilir miyim; yabancı ülkeden gelen biriyle ortaklık kurabilir miyim diye… Az önceki oturumda Katar Finans Merkezi Başkanı konuşuyordu. Salonun dörtte üçü ayrıldı. Şimdi 10-20 milyar değerinde Batılı firmalar olsaydı, o beyefendiye yapışırlardı. Hiçbiri onun konuşmasını sektirmezdi. Birçoğu kapılarına gidiyor, finansman veya ortaklık alıyor. Neticede hepimiz birbirimizi tanıyoruz, hepinize büyük saygım var, hepiniz benden başarılı iş insanlarısınız. Ama burada gerçekten zaman kadar değerli bir şey yok.

“MÜŞTERİ FARKLININ PEŞİNDE”
Türkiye’de turizm sektörünün ne bankalar tarafından ne büyük gruplar tarafından ciddi etüt edilmediğini düşünüyorum. Aksi olsaydı Türkiye’nin en fazla gelir getirecek, istihdam sağlayacak, döviz getirecek sektörüne daha farklı bakardık. İlk 50 şirkete bakarsanız bunların içinde turizm şirketi 1-2 tane var ya da yok. Turizm geliri GSMH içinde yüzde 4. İspanya’da yüzde 8,7. Bunu biz de yüzde 8’e çıkarmış olsak cari açığı çözmüş olacağız. Coğrafi, tarihi, kültürel zenginliklere sahibiz. 600 milyon Avrupalı var ve 18 trilyon dolar gelire sahipler. Ortalama 3 saat uzaklıktayız. Buna kafa yorarsak bütün sorunları çözeriz. 2017’de Antalya’da mütevazı bir yatırım yaptık, denize sıfır bir tesis değil; her şey dahil değil. Ama odabaşı gelir olarak en fazla gelir getiren tesis. Türkiye’deki lüks tesislerden daha fazla getirisi var. Niye? Farklı bir konsept belirledik. Müşteri farklı bir şeyin peşinde. Türkiye servis sektörünü ne kadar çok geliştirirse ekonomik sorunu o kadar çabuk çözer; her yıl 1 milyon istihdam sorununu o kadar çabuk çözer. Ama biz bunları değil ithalatı, borçlanmayı tetikleyen sektörlere ne kadar çok eğilirsek bu sorunu o kadar ertelemiş oluruz. Biz, geçen yıl dünyada 2 numara olan AccorHotels ile stratejik ortaklık yaptık. ‘Yüzde 100 satın almak istiyoruz’ dediler. Yatırım yapan yabancı fonların yatırım yaptıkları şirketlere katkısını analiz ettim. Türkiye’ye gelip marka satın alanların markaları nereye götürdüklerini analiz ettim. Şu sonuca vardım ve dedim ki ‘Markama vizyon katmayacak şirketle ortak olmayacağım; artı değer koyacağımız bir ortak arayışındayım.’”

“10-0 MAĞLUP BAŞLIYORSUNUZ”

Marriott ve AccorHotels bu markayı satın almak istedi. ‘Niye?’ dedim. Dediler ki ‘Her şey dahil yapıyorsunuz. Ortalama 10 gün misafir ediyorsunuz; eğlence veriyorsunuz, çocuklara bakıyorsunuz. Biz bunları yapamıyoruz. Bu markaya ihtiyacımız var. Sen bu markayı bize ver; alıp götürüp dünyada büyütelim.’ ‘Bu markayı büyütmek istiyorum’ dedim. Son 10 yıldır da mücadele ediyorum. Bir ülkeye girmenin çok büyük maliyeti var. Altyapım ve çıktığım ülke imajı önüme engel çıkarıyor. ‘Menşeimiz Türkiye’ deyince 10-0 mağlup başlıyoruz. ‘Hanginiz bunu verirse devam ederiz’ dedim. Fransızlarla anlaştık neticede. Yüzde 50’sini sattık. ‘Çin’de markayı büyütelim’ dediler. AccorHotels temsilcileri Çin’de beni karşıladı. ‘Gelin markayı anlatın’ dediler. ‘Doğru birileriyle ortak olmuşum’ dedim. Çin’de ilk AccorHotels’i konuştuk ; adı Rixos. Endonezya, Vietnam’da konuştuk. Kendi markamızı öldürmedik; birçok konuyu onlardan daha iyi bildiğimizi keşfettik. Türkiye’de, dijitali, aşçılığı, çocuk bakımını, en iyi bilenlere sahibiz. Ama pazarlayamamışız, geliştirememişiz. Şimdi hedef koyduk 2025’te 100 tesis olacağız. Şimdi 30 tesisiz. Fransızlar mütevazı hedef koyduğumuzu söylüyor.”

© 2019 Uludağ Ekonomi Zirvesi. Tüm hakları saklıdır. - VERİ POLİTİKASI